Yolculuğum Başlarken…

Değerli arkadaşlarım, bilginin paylaştıkça arttığına inananlardanım. Diksiyon, beden dili ve sunum teknikleri üzerine paylaşımlar yapmak üzere yola çıktım. Bu blog yolculuğum umarım sizlere faydalı olur…Sevgiyle kalın.

HAKİM VE HÂKİM

Merhaba değerli arkadaşlarım, bu yazımda düzeltme işareti, anlam ve telaffuzda farklılaşan kelime serisine hakim ve hâkim sözcükleriyle devam etmek istedim.

Hakim sözcüğü, Arapça kökenli (ḥakīm) bir kelime. Bilge, her şeyi bilen (Tanrı) anlamına geliyor. Telaffuzda “i” harfi biraz uzatılarak hakiim şeklinde okunuyor.

Hâkim sözcüğü, yine Arapça kökenli (ḥākim) bir kelime. Sözünü geçiren, egemen, yargıç, baskın anlamına geliyor. Telaffuzda “a” harfi uzatılarak haakim şeklinde okunuyor.

Dilimizde etkili olmak, hükmetmek anlamını ifade etmek için hakim olmak birleşik fiilini kullanıyoruz. Aynı zamanda dilimizde pek çok birleşik kelime de mevcut. Bunlar; hâkimrüzgâr (o an için geçerli durum), hâkimevi (hâkimlerin dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandıkları bina), reddihâkim (hâkimi istememe, kabul etmeme, reddetme) ve sorgu hâkimi (sorgu yargıcı).

Düzeltme işareti ve anlamda farklılaşan sözcük serisinin devamında görüşmek üzere. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ADEM VE ÂDEM

Merhaba değerli arkadaşlarım, düzeltme işaretiyle yazım ve telaffuzda farklılaşan sözcüklere yeni yılda da devam ediyoruz 🙂 Bu yazımda adem ve âdem sözcüklerine değinmek istedim. Bu iki sözcük hem farklı yazılıyor ve telaffuz ediliyor, hem de farklı anlama geliyor.

İlk olarak adem sözcüğü, Arapça kökenli (ʿadem) bir sözcük. Yokluk anlamına geliyor. “A” harfi kısa olarak okunuyor.

Âdem sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ādem) bir sözcük. İnsan, dini inanışlara göre dünya üzerindeki ilk insan anlamına geliyor. “” harfi olarak düzeltme işaretiyle yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor.

Aynı zamanda dilimizde adem ve âdem sözcükleri ile oluşan pek çok birleşik kelime mevcut. Bunlar; ademimerkeziyet (yerinden yönetim), âdembaba (hayatta hiçbir şeyi olmayan kişi), âdemoğlu (insan), âdemelması (gırtlak çıkıntısı), âdem evladı (insan) ve beniâdem (âdemoğlu, insan).

Bir düzeltme işaretinin olmaması hem yazım hatası hem de telaffuz hatasına yol açıyor. Sizlerin de düzeltme işareti ile farklılaşan sözcük önerileriniz varsa yazabilirsiniz 🙂 Sevgi ve sağlıkla kalın.

KAKMA, KALK YERİNDEN YENİ YIL GELDİ ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda “kalk” fiili ve “kak” sözcüğüne değinmek istedim.

İlk olarak kalk, kalkmak fiilinin emir kipindeki hali. Kalkmak fiilinin dilimizde  gitmek üzere yerinden ayrılmak, taşıtın yola çıkması, uçmak, havalanmak, kabarmak, ayrılmak, yok olmak, güncelliğini yitirmek gibi pek çok anlamı var. Kalk diyeceğimizde “l” harfini atlamadan telaffuz ediyoruz. Bu yüzden yazıma bu başlığı seçtim 🙂

Kak sözcüğü ise, elma, armut gibi meyvelerin kurutulmuşu, zayıf ve kuru kimse anlamına geliyor. Yazıldığı gibi okunuyor.

Kalk oradan diyeceğimize, kak oradan dersek kurutulmuş meyve oradan anlamına gelir 🙂

Hadi yerinizden kalkın, bir dahaki yıl hedeflerinizi yazın ve eski yılı uğurlamaya hazırlanın 🙂 Herkese sağlıklı, keyifli, başarılı ve bol kazançlı mutlu yıllar dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

VASİ VE VÂSİ

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazım ve telaffuzda düzeltme işaretiyle farklılaşan, ancak bambaşka anlamlara gelen sözcük serisine vasi ve vâsi sözcükleriyle devam etmek istiyorum.

Vasi sözcüğü, Arapça kökenli (vaṣī) bir kelime. Yetim ya da akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kişi anlamında kullanılıyor. Aynı zamanda, ölen birinin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü kişiyi ifade etmek için de vasi sözcüğünü kullanıyoruz. Vasi sözcüğünde, “a” harfi düzeltme işareti kullanılmadan yazılıyor ve kalın “a” harfi şeklinde kısa okunuyor.

Vâsi sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (vāsiʿ) bir kelime. Geniş, engin anlamında kullanılıyor. Vâsi sözcüğünde, “a” harfi düzeltme işaretiyle yazılıyor ve telaffuzda vaasi şeklinde yani iki “a” harfi varmış gibi uzatılarak okunuyor.

Kelimeleri doğru yazıp, doğru telaffuz ettiğimiz günler dilerim…Sevgi ve sağlıkla kalın.

BATIN VE BÂTIN

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazım ve telaffuzda düzeltme işaretiyle farklılaşan sözcüklerle devam edelim. Bugünkü yazımda batın ve bâtın sözcüklerinden bahsetmek istedim.

Batın sözcüğü, Arapça kelime kökenli (baṭn) bir sözcük. Karın ve kuşak anlamında kullanılıyor. Düzeltme işareti olmadan yazılıyor ve telaffuzda “a” harfi uzatılmadan kısa olarak okunuyor.

Bâtın sözcüğü ise, batın sözcüğü gibi yine Arapça kelime kökenli (bāṭin) bir sözcük. İç, gizli ve görünmeyen anlamına geliyor. Bâtın sözcüğü, düzeltme işareti ile yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor.

Anlayacağınız bu iki sözcüğün tek ortak noktası var. O da her iki kelimenin de Arapça kökenli olması. İki farklı yazılış, telaffuz ve anlama geliyor.

Doğru yazıp, doğru telaffuz ettiğimiz kelimelerin artması dileğiyle…Sevgi ve sağlıkla kalın.

YAD VE YÂD

Merhaba değerli arkadaşlarım, düzeltme işaretiyle yazım ve telaffuzda farklılaşan, ayrı anlamlara gelen sözcük serisine yad ve yâd sözcükleriyle devam etmek istedim.

Dilimizde düzeltme işareti olmadan yazılan yad sözcüğü, yabancı anlamına geliyor. “A” harfi kalın ve normal şekilde yani yad olarak okunuyor. Bazen telaffuzda “d” harfi yerine “t” gibi okunduğuna da rastlıyorum. “T” ile okunan yat sözcüğüdür. O da zaten hepimizin bildiği gibi gezinti gemisi anlamına geliyor, yad ile ilgisi  yok 🙂 Dilimizde yad el, yad erklik, yad estetik olarak birleşik kelime kullanımları da mevcut. Her üç kelime de düzeltme işareti olmadan yazılıyor. Yabancı yer, grubet anlamına gelen yad el, düzeltme işareti olmadan yazılmasına rağmen, “a” harfi uzatılarak okunuyor. Yad erklik, özerklik karşıtı, bir topluluğun yabancı kişiler tarafından yönetilmesi anlamına geliyor ve “a” harfi kısa olarak okunuyor. Yad estetik, estetiğe aykırı anlamına geliyor. Türkçe yad ile Fransızca esthétique sözcüklerinin birleşiminden meydana gelen birleşik bir kelime.

Yâd sözcüğü ise, düzeltme işareti kullanılarak yazılıyor ve anma anlamına geliyor.  Aynı zamanda hatır ve zihin anlamları da mevcut. Kelimeyi telaffuz ederken “a” harfini uzatarak okuyoruz. Birini anmak, hatırlamak anlamında yâd etmek birleşik fiilini kullanıyoruz. Buna ek olarak dilimizde, birini hatırlatmak anlamına gelen yâd uyandırmak birleşik fiili de bulunmakta.

Gerek yazıda, gerekse telaffuzda dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ALA VE ÂLÂ

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda düzeltme harfiyle yazım ve telaffuzda değişen, bambaşka anlama gelen iki sözcüğe dikkat çekmek istedim. Bunlar, ala ve âlâ.

İlk olarak ala sözcüğünü ele alalım. Ala, karışık renkli, çok renkli, alacalı anlamında kullandığımız bir kelime. Dilimizde “Ala keçiler her vakit püsküllü oğlak doğurmaz” diye bir atasözümüz var. Yani, her zaman değerli şeylerden istenilen verim alınamayabilir anlamına geliyor. Ne kadar da doğru bir söz…Hayat da böyle zaten. Zaman içerisinde her şey değişebiliyor. Dengeler tersine dönebiliyor. Önemli olan ala keçiler püsküllü oğlak doğurmadığında da, hayata tutunmayı bilmek, bardağa dolu tarafından bakabilmek. Ala sözcüğünü telaffuz ederken kalın “a” olarak normal şekilde yazıyor ve okuyoruz.

Âlâ, Arapça kelime kökenli (aʿlā) bir kelime. Çok iyi, pek iyi anlamına geliyor. Bir de dilimizde elbette, kesinlikle anlamına gelen, Türkçe pek ile Arapça aʿlā birleşmesinden oluşan pekâlâ sözcüğü var. Pekâlâ sözcüğünün elbette, kesinlikle anlamı dışında çok iyi anlamı da mevcut. Âlâ sözcüğü ise, “a” harfinde düzeltme işareti konularak yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor.

Bir “a” harfini farklı yazmaktan nolur ki demeyin, iki farklı anlam, iki farklı kelime karşımıza çıkıyor. Dilimizi kurallarına uygun şekilde yazdığımız ve okuduğumuz günler dileğiyle…Sevgi ve sağlıkla kalın.

GELİN HARFLERİN YERİNİ DEĞİŞTİRELİM ☺ MUHASEBE VE MUSAHABE

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda harflerle biraz oynayalım istedim. Harflerin yer değiştirmesiyle birlikte bambaşka anlama gelen iki sözcükten bahsedeceğim. Bunlar; muhasebe ve musahabe sözcükleri. Bu iki sözcüğün tek bir ortak yanı var, o da her ikisinin de Arapça kökenli olması.

Muhasebe, Arapça kökenli (muḥāsebe)bir kelime. Hepimizin de bildiği gibi, hesap işleriyle uğraşma, hesap işlerinin yapıldığı yer anlamına geliyor. Hesaplaşma anlamı da mevcut. Dilimizde ek alarak muhasebeci ve muhasebecilik sözcükleri de bulunmakta. Bunların yanı sıra, bir şeyin olumlu, olumsuz yönlerini tartarak bir yargıya varmayı ifade etmek için muhasebesini yapmak birleşik fiilini kullanıyoruz. Kişilerin doğruyu, yanlışı vicdan süzgecinden geçirerek değerlendirmelerini ifade etmek için nefis muhasebesi birleşik ismini kullanıyoruz.

Musahabe sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (muṣāḥabe)bir kelime. Konuşma, söyleşi, görüşme anlamına geliyor.

Aklınıza gelen başka harf oyunlarının olduğu sözcükleri düşünmeniz ve paylaşmanız dileğiyle…Sevgi ve sağlıkla kalın.  

NÜFUS VE NÜFUZ ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda tek harf ile farklılaşan, ancak bambaşka anlamlara gelen nüfus ve nüfuz sözcüklerinden bahsetmek istiyorum.

Nüfus, Arapça kökenli (nufūs) bir sözcük. Kişi, belli bir bölgede yaşayanların oluşturduğu toplam sayı, popülasyon anlamında geliyor. Aynı zamanda ortak özellik gösteren kimselerin bütünü anlamı da mevcut. Tarım nüfusu, gecekondu nüfusu gibi (TDK Sözlük). Vatandaş olarak kullandığımız kimliğimiz nüfus cüzdanımız da “s” harfiyle yazılıyor ve okunuyor. Bir yerin nüfusundan bahsederken de aynı şekilde “s” harfiyle yazıyoruz ve telaffuz ediyoruz.

Nüfuz ise, Arapça kökenli (nufūẕ) bir kelime. İçine geçmek, bir şeyin nüfuz etmesinden söz etmek için nüfuz sözcüğünü kullanıyoruz. Nüfuz, “z” harfiyle yazılıyor ve telaffuz ediliyor. Buna ek olarak TDK Sözlük’e göre, söz geçirme, güç olma anlamı da mevcut.

Bir harften ne olur ki demeyin, tek harfin yazımı ve telaffuzu kelime anlamını tamamen değiştiriyor. Sevgi ve sağlıkla kalın.

EVİ MANTOLATALIM MI? MONTALATALIM MI?

Merhaba değerli arkadaşlarım, malum içinde bulunduğumuz mevsim sonbahar ve her yerde inşaat var.  Mantolama ve montalama olarak gördüğüm iki ayrı afişten esinlenerek, bugünkü yazımda mantolama sözcüğünü ele almak istedim.

Mantolama, gerek yazı dilinde, gerekse telaffuzda karıştırılan sözcükler arasında yer alıyor. Öncelikle sözcüğün doğrusu, mantolama. Montalamanın da anlamını yazmak isterdim, ancak dilimizde böyle bir sözcük mevcut değil. Akılda kalması için eve üşümesin diye manto giydiyoruz olarak da düşünebilirsiniz 🙂 TDK Sözlük’e göre mantolama, “binaları soğuğa veya sıcağa karşı koruma amacıyla dış yüzeyini özel malzemeyle kaplama” anlamına geliyor.

Siz siz olun, evinizi montalamayın, mantolayın 🙂 Keyifli ve verimli bir gün dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.