Yolculuğum Başlarken…

Merhaba değerli arkadaşlarım, bilginin paylaştıkça arttığına inananlardanım. Diksiyon, iş yaşamındaki pozitif ve negatif davranışlar, beden dili ve sunum teknikleri üzerine paylaşımlar yapmak üzere yola çıktım. Bu blog yolculuğum umarım sizlere faydalı olur…Sevgi ve sağlıkla kalın.

VÂRİS VE VARİS

Merhaba değerli arkadaşlarım, düzeltme işaretiyle yazım ve telaffuzda farklılaşan vâris ve varis sözcüklerine değinmek istiyorum.

Vâris sözcüğü, Arapça kökenli (vāris̱) bir kelime. Kalıtçı, kalan bir şeyden yasalar gereğince yararlanan kişi, mirasçı, vâris. Düzeltme işaretiyle yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor.

Varis sözcüğü ise, Fransızca kökenli (varice) bir kelime. Toplardamar genişlemesi, damar hastalığı anlamına geliyor. Düzeltme işareti olmadan yazılıyor ve kısa olarak okunuyor. Dilimizde varis çorabı (damar hastalığına yönelik özel üretilen tıbbi malzeme, çorap) kullanımı var.

Keyifli bir gün dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

VÂKIF VE VAKIF

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazım ve telaffuzda düzeltme işaretiyle farklılaşan vâkıf ve vakıf sözcüklerinden bahsetmek istiyorum.

İlk olarak vâkıf sözcüğü, Arapça kökenli (vāḳif) bir kelime. Bilen, farkında olan anlamına geliyor. Bir şeyi vakıf durumuna getiren anlamı da var. düzeltme işaretiyle yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor. Dilimizde vâkıf olmak (bilmek, öğrenmek) kullanımı mevcut.

Vakıf sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (vaḳf) bir kelime. Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarda ve resmi bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para; bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın iade edildiği yer, birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edilen kuruluş anlamına geliyor. Düzeltme işareti olmadan yazılıyor ve “a” harfi kısa olarak okunuyor. Dilimizde vakıf kurmak (belli bir hizmeti görmek için vakıf oluşturmak), vakfetmek (mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek veya bağışlamak), vakıf malı (vakfa devlet veya kişilerden devredilen ve üçüncü şahısların kullanması mümkün olmayan mal), vakıf toprağı (vakfın mülkiyeti altında olan toprak veya arazi) kullanımları mevcut.

Keyifli ve verimli bir gün dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ADET VE ÂDET

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazım ve telaffuzda farklılaşan sözcük serisinde adet ve âdet sözcükleriyle devam etmek istiyorum.

Adet sözcüğü, Arapça kökenli (ʿaded) bir kelime. Sayı, tane anlamına geliyor. Düzeltme işareti olmadan yazılıyor ve “a” harfi normal olarak okunuyor. Dilimizde adedimürettep (tam sayı) kullanımı var.

Âdet sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ʿādet) bir kelime. Gelenek, görenek, alışkanlık, eskiden beri uyulan kural anlamına geliyor. Düzeltme işaretiyle yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor. Dilimizde âdet edinmek (bir şeyi alışkanlık ve huy haline getirmek), âdet olduğu üzere (alışıldığı gibi), âdet yerini bulsun diye (gerekli olduğu için değil, sadece alışılmış olduğu için), âdet olmak (öteden beri yapılan, gelenek olan), âdetgörmezlik (menopoz) kullanımları mevcut.

Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

AŞIK VE ÂŞIK

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazım ve telaffuzda düzeltme işaretiyle farklılaşan aşık ve âşık sözcüklerini ele almak istiyorum.

Aşık sözcüğü, Türkçe bir kelime. Bir anatomi terimidir ve aşık kemiği anlamına geliyor. Aynı zamanda sözcüğün mimarlık terimi olarak aşırma anlamı da var (TDK Sözlük). Düzeltme işareti olmadan yazılıyor ve “a” harfi kalın olarak okunuyor. Dilimizde aşık atmak (aşık kemiğiyle oyun oynamak), biriyle aşık atmak (yarışmak, boy ölçüşmek), aşığı cuk oturmak (işi çok olumlu bir biçim almak), aşık kemiği (çift tırnaklı hayvanların ön dizlerinde bulunan bir eklem kemiği; insanın ayak bileğindeki çıkıntılı kemik), aşık daima bey oturmaz (işi çoğunlukla iyi giden bir kimse, talihinin her zaman ona yar olamayacağını bilmelidir anlamında) kullanımları mevcut.

Âşık sözcüğü ise, Arapça kökenli (ʿāşiḳ) bir kelime. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, tutkun kimse anlamına geliyor. Aynı zamanda dalgın, kalender kişi ve halk ozanı anlamına da var. Dilimizde âşığa Bağdat sorulmaz (bir şeye çok istekli olan kimsenin, o şeyi elde etmedeki zorlukları hiçe saydığını anlatan söz), âşığa Bağdat uzak değil (bir şeyi elde etmek için aşırı istekli olan kimseye, bu uğurda katlanacağı fedakarlıklar güç gelmez), âşık etmek (birinin kendisine bağlanmasını, sevmesini sağlamak), âşığın gözü kördür (kendini aşka kaptıran, gözü başka bir şey görmeyen kişi), âşık olmak (sevmek), sırsıklam âşık (sırılsıklam âşık) kullanımları mevcut.  

Bir düzeltme işaretinden ne olur ki demeyin, dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

HÂLÂ VE HALA

Merhaba değerli arkadaşlarım, düzeltme işaretiyle yazım ve telaffuzda farklılaşan sözcüklere hâlâ ve hala sözcükleriyle devam etmek istiyorum.

Hâlâ sözcüğü, Arapça kökenli (ḥālā) bir kelime. O zamana kadar, hâlen, henüz anlamına geliyor. Her iki “a” harfi de düzeltme işareti kullanılarak yazılıyor ve ilk “a” harfi uzatılarak, ikinci “a” harfi ise ince olarak okunuyor. Dilimizde hâlâ o masal (hep aynı söz, düşünce ve davranış) kullanımı var.

Hala ise, yine Arapça kökenli (ḫāle) bir kelime. Babanın kız kardeşi anlamına geliyor. Düzeltme işareti kullanmadan yazılıyor ve her iki “a” harfi de kalın olarak okunuyor. Dilimizde hala kızı, hala oğlu kullanımları mevcut.

Keyifli ve verimli bir hafta dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ÂDEMİYET VE ADEMİYET

Merhaba değerli arkadaşlarım, düzeltme işaretiyle yazım ve telaffuzda farklılaşan sözcüklere âdemiyet ve ademiyet ile devam etmek istiyorum.

Âdemiyet sözcüğü, Arapça kökenli (ādemiyyet) bir kelime. İnsanlık, adamlık anlamına geliyor. Düzeltme işaretiyle yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor.    

Ademiyet ise, yine Arapça kökenli (ʿademiyyet) bir kelime. Yokluk anlamına geliyor. Düzeltme işareti olmadan yazılıyor ve “a” harfi kısa olarak okunuyor.

Ademiyet görmediğiniz, âdemiyet gördüğünüz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

HÂKİMANE VE HAKİMANE

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazım ve telaffuzda düzeltme işaretiyle farklılaşan hâkimane ve hakimane sözcüklerine değinmek istiyorum.

Hâkimane, Arapça ḥākim + Farsça -āne kökenli bir kelime. Buyururcasına, hükmedercesine anlamına geliyor. Düzeltme işaretiyle yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor.

Hakimane ise, yine Arapça ḥakīm + Farsça  -āne kökenli bir kelime. Bilgece anlamına geliyor. Düzeltme işareti kullanılmadan yazılıyor ve “a” harfi kısa olarak okunuyor.

Keyifli bir hafta dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ÂLİM VE ALİM

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazım ve telaffuzda farklılaşan sözcük serisine âlim ve alim sözcükleriyle devam etmek istiyorum.

Âlim, Arapça kökenli (ʿālim) bir kelime. Bilgin anlamına geliyor. Düzeltme işaretiyle yazılıyor ve “a” harfi uzatılarak okunuyor. Dilimizde âlim unutmuş, kalem unutmamış (insan ne kadar bilgili olursa olsun, her şeyi akılda tutamayacağı için unutulmaması istenilen şey mutlaka yazılmalıdır) kullanımı var.

Alim sözcüğü de, Arapça kökenli (ʿalīm) bir kelime. Bilen anlamına geliyor. Düzeltme işareti olmadan yazılıyor ve “a” harfi kısa olarak okunuyor.

Keyifli ve verimli bir gün dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.  

BALÂ VE BALA

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazım ve telaffuzda düzeltme işaretiyle farklılaşan Balâ ve bala sözcüklerinden bahsetmek istiyorum.

Balâ, Türkçe ve özel isim olduğu için büyük harfle yazılıyor.  Ankara ilindeki bir ilçedir. İlk “a” harfi normal okunurken, ikinci “a” harfi düzeltme işaretiyle yazılıyor ve ince okunuyor.

Bala ise, yine Türkçe bir kelime. Yavru, çocuk anlamına geliyor. Düzeltme işareti olmadan yazılıyor ve her iki “a” harfi de kalın olarak okunuyor.  

Bir düzeltme işaretinden ne olur ki deyip geçmeyin, bambaşka anlama geliyor J Sevgi ve sağlıkla kalın.

AMA VE ÂMÂ

Merhaba değerli arkadaşlarım, bu yazıda yazım ve telaffuzda farklılaşan ama ve âmâ sözcüklerini ele almak istedim.

İlk olarak ama, Arapça kökenli (ammā) bir bağlaç. Amma, lakin anlamına gelen, şartlı ifadelerde, pekiştirme için de kullanılan (örnek: güzel ama güzel), aynı zamanda dikkat çekmek için cümle sonuna gelen de bir sözdür. Düzeltme işareti kullanmadan yazılıyor ve kısa olarak okunuyor. Dilimizde ama ne (hem hoş bir şeyi ifade ederken, hem de şaşılacak niteliği olan söz), aması maması yok! (hiçbir özrün geçerli olamayacağını anlatan bir söz), aması var (kusurları var) kullanımları mevcut. Bir cümlede “ama” bağlacı kullanılıyorsa, öncesinde söylenenlerin tamamı önemsizdir.

Âmâ sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (aʿmā) bir kelime. Görme engelli kimse anlamına geliyor. Düzeltme işaretiyle yazılıyor ve her iki “a” harfi de uzatılarak okunuyor.  

“Ama” ları uzaya gönderdiğiniz, hayatınızda “ama” ların azaldığı, her işinizin hallolduğu bir gün dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.