Yolculuğum Başlarken…

Merhaba değerli arkadaşlarım, bilginin paylaştıkça arttığına inananlardanım. Dilimizi güzel yazma ve okuma, dilimize yönelik farkındalığı artırmak üzere yola çıktım. Bu blog yolculuğum umarım sizlere faydalı olur…Sevgi ve sağlıkla kalın.

HASIR VE HASAR

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen hasır ve hasar sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Arapça kökenli olması.

İlk olarak hasır sözcüğü, Arapça kökenli (ḥaṣīr) bir kelime. Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü, tamamı veya bir bölümü böyle bir örgüden yapılan anlamına geliyor. Dilimizde hasır altı (“bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek” anlamındaki hasır altı etmek deyiminde geçen bir söz), hasır çelik (inşaatlarda düz yüzeylere atılacak betonun içine konulan, hasır biçiminde örülmüş malzeme; hasır demir), hasır demir (hasır çelik), hasır otu (hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz; su kamışı, kofa, kiliz, kova) kullanımları var.

Hasar sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ḫasār) bir kelime. Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar anlamına geliyor. Dilimizde hasar almak (hasara uğramak), hasara uğramak (zarar görmek, harap olmak, yıkılmak) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

BASI VE SASI

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen bası ve sası sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak bası sözcüğü, resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kağıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi; tab, edisyon anlamına geliyor.

Sası sözcüğü ise, çürük ve küf kokusu çıkaran, çürümüş olan, tatsız, tuzsuz, yavan olan, değerini yitirmiş olan, geçersiz olan, kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma anlamına geliyor. Dilimizde sası kokmak (küf ve çürük gibi kokmak, değerini yitirmek, değersiz olmak) kullanımı mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

HAYRAT VE HOYRAT

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen hayrat ve hoyrat sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak hayrat sözcüğü, Arapça kökenli (ḫayrāt) bir kelime. Sevap kazanmak için yapılan iyilik, halkın yararlanması için yapılan okul, çeşme, hastane vb. yapı anlamına geliyor. Aynı zamanda Hayrat, özel isim ve Trabzon iline bağlı ilçelerden biridir. Dilimizde hademeihayrat (camilerde gönüllü çalışan, getirgötür işlerini yapan kimse) kullanımı var.

Hoyrat sözcüğü ise, Rumca kökenli bir kelime. Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı olan, kaba, kırıcı ve hırpalayıcı bir biçimde anlamına geliyor. Aynı zamanda Güneydoğu Anadolu’da ve Irak’taki Türkler arasında tek başına söylenen bir tür ezgili deyiş anlamı var (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ÇAP VE ÇAPA

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen çap ve çapa sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak çap sözcüğü, cisimlerin genişliği, büyüklük, ölçü, yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita, bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası, bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde anlamına geliyor. Dilimizde çaptan düşmek (çalışma gücü, verimi azalmış veya tükenmiş olmak), yarıçap (çemberin herhangi bir noktasıyla merkezini birleştiren doğru parçası), küçük çapta (belirli bir ölçüde, yaygın olmayan) gibi kullanımları var.

Çapa sözcüğü ise, tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı, çapalamak işi, çıpa anlamına geliyor. Dilimizde kör çapa (toprak topaklarını dağıtmakta kullanılan ucu küt çapa) kullanımı mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

BAVUL VE DAVUL

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen bavul ve davul sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak bavul sözcüğü, İtalyanca kökenli (baule) bir kelime. İçine eşya konulan ve genellikle yolculukta kullanılan büyük çanta anlamına geliyor. Dilimizde bavul ticareti (gümrük vergisi ödenmemiş eşyayı bavul veya çantalarla sınırdan geçirerek iç veya dış piyasada değerlendirme işi), bavul turizmi (alışveriş yapmak amacıyla yapılan seyahat) kullanımları var.

Davul sözcüğü ise, Arapça kökenli (ṭabl) bir kelime. Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı, bateri anlamına geliyor. Dilimizde davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde (“sorumluluk birinde olmasına karşın bir başkasının sözü geçiyor” anlamında kullanılan bir söz), davul dengi dengine diye çalar (“evlenecek kimselerin birbirlerine denk olması gerekir” anlamında kullanılan bir söz), davulun sesi uzaktan hoş gelir (“işin içinde olmayanlar o işi kolay veya karlı sanırlar” anlamında kullanılan bir söz),  davultozu (elde edilmesi imkansız nesne), kulakdavulu (kulak zarı) gibi kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

RAMP VE RAMPA

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen ramp ve rampa sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak ramp sözcüğü, Fransızca kökenli (rampe) bir kelime. Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer anlamına geliyor. Dilimizde ramp ışığına çıkarmak (bir oyunu sahnelemek) kullanımı var.

Rampa sözcüğü ise, İtalyanca kökenli (rampa) bir kelime. Bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü, özellikle istasyonlarda, vagonlara eşya yükleme veya boşaltmak için yapılan, ambarın önünde bulunan set, bir vagonu raya sokmak veya raydan çıkarmak için kullanılan araç, füzelerin havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek, bir geminin bir başka gemiye, dubaya, iskeleye veya sala değecek biçimde yanaşması, iki ağacı veya takozları birbirine kenetlemek için kullanılan, uçları eğritilniş ve sivriltilmiş demir çubuk anlamına geliyor. Dilimizde rampa etmek (taşıt bir yere, bir şeye veya bir başka taşıta yanaşmak, birinin içki masasına çağrılmadığı halde oturmak), kaçış rampası (virajı ve eğimi çok olan kara yollarında teknik nedenlerle zor durumda kalan aracın kaza yapmasını engellemek amacıyla yolun sağ tarafına kumdan yapılan yokuş) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).  

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ÇORAK VE ÇORAP

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen çorak ve çorap sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak çorak sözcüğü, verimli olmayan toprak, acı olan su, verimsiz olan, toprak damlara çekilen, su geçirmeyen killi toprak, bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz anlamına geliyor.

Çorap sözcüğü ise, Farsça kökenli (cūrāb) bir kelime. Pamuk, yün vb. den örülen, ayağa giyilen giyecek anlamına geliyor. Dilimizde çorap kaçmak (çorabın bir teli kopup örgüsü uzunlamasına açılmak), çorap söküğü gibi gitmek (başlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kolayca sürüp gitmek), varis çorabı (bacaklarda ilgili bölgeye basınç veya destek uygulamak amacıyla kullanılan özel olarak üretilmiş tıbbi malzeme) gibi kullanımları var (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ARIK VE ÇARIK

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen arık ve çarık sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak arık sözcüğü, ark, karık, zayıf anlamına geliyor. Dilimizde arık çekmek (herhangi bir tarım aletiyle fide veya fidan dikilecek arıklar açmak), arık ata kuyruğu da yüktür (“güçsüz kişi, kimseye yardım edecek durumda değildir” anlamında kullanılan bir söz), arık etten yağlı tirit olmaz (“değersiz kişiden yararlı iş, verimsiz tarladan bol ürün beklenmez” anlamında kullanılan bir söz), arık öküze bıçak çalınmaz (“güçsüz kimseyi ezmek yiğitlik değildir” anlamında kullanılan bir söz, “kendisinden yararlanılamayacak kişiye yararlanmak amacıyla eziyet edilmemelidir” anlamında kullanılan bir söz) kullanımları var (TDK Sözlük).

Çarık sözcüğü ise, işlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı, araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha, çene, para cüzdanı anlamına geliyor. Dilimizde çürük çarık (sağlam olmayan, işe yaramaz), venüsçarığı (salepgillerden, esmer kırmızımtırak renkte olan, çiçekleri çarığa benzeyen, güzel bir süs bitkisi) kullanımları mevcut.  

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

KAVAK VE KAVAF

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kavak ve kavaf sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak kavak sözcüğü, söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç anlamına geliyor. Aynı zamanda Kavak, özel isim ve Samsun iline bağlı ilçelerden biridir. Dilimizde kavak, yaprağını tepeden dökerse kış çok olur (kavak ağacının yaprakları tepeden dökülmeye başlar, aşağıdakiler daha sonra dökülürse o yıl kış çetin olur), kavak inciri (açık mor renkli bir tür incir), acı kavak (titrek kavak), karakavak (yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak), çalık kavak (dalları sepetçilikte kullanılan bir tür kavak; sepetçi kavağı) gibi kullanımları var.

Kavaf sözcüğü ise, Arapça kökenli (ḫaffāf) bir kelime. Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı, kemer, cüzdan yapan veya satan esnaf anlamına geliyor. Dilimizde kavaf işi (özensiz ve gelişigüzel yapılan), ağız kavafı (geveze), çene kavafı (geveze), lakırtı kavafı (geveze) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

NEŞE VE MEŞE

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen neşe ve meşe sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak neşe sözcüğü, Arapça kökenli (neşʾe) bir kelime. Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç, hafif sarhoşluk, çakırkeyif olma anlamına geliyor. Dilimizde neşe saçmak (olumlu yanını çevresindeki insanlara da yansıtmak, etrafındakileri sürekli neşelendirmek), neşesi kaçmak (sevinci azalmak, kederlenmek), neşesini bulmak (neşeli bir duruma gelmek, neşelenmek) kullanımları var (TDK Sözlük).

Meşe sözcüğü ise, Farsça kökenli (bīşe) bir kelime. Kayıngillerden, yaz kış yapraklarını dökmeyen türleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı anlamına geliyor. Dilimizde meşe kömürü (meşenin yakılması ile elde edilen dayanıklı kömür), meşe odunu (meşe ağacından elde edilen dayanıklı odun, söz ve davranışlarında incelikten yoksun olan kimse), mantar meşesi (Batı Akdeniz Bölgesi’nde yetişen bir tür meşe), yer meşesi (kurtluca) gibi kullanımları mevcut.

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.