Yolculuğum Başlarken…

Değerli arkadaşlarım, bilginin paylaştıkça arttığına inananlardanım. Diksiyon, beden dili ve sunum teknikleri üzerine paylaşımlar yapmak üzere yola çıktım. Bu blog yolculuğum umarım sizlere faydalı olur…Sevgiyle kalın.

KİMİNE HAFAKAN BASAR, KİMİNE AFAKAN ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, hayatın yoğun döngüsünde hepimizin zaman zaman sıkıldığı, bunaldığı dönemler oluyor. Bugünkü yazımda çokça yanlış kullanılan hafakan sözcüğüne değinmek istedim.

Arapça kelime kökenli (ḫafaḳān) kelime olan hafakan sözcüğü, sıkıntı, çarpıntı ve afakan anlamına geliyor. TDK Sözlük’e yazdığınızda afakan sözcüğünü de bulabilirsiniz. Kelimenin anlamı olarak hafakan sözcüğü karşımıza çıkıyor. Doğrusu hafakan.

Hafakanlar basmak ise, sıkıntıdan bunalmak anlamına geliyor.

Hafakanlar olarak çoğul eki almış şekilde doğru kullanımı. Bana hafakanlar bastı dediğimizde, çok bunaldığımızı, sıkıldığımızı vurguluyoruz.

Yani hafakan sözcüğü tekil olarak kullanılırken, hafakanlar basmak çoğul eki alarak kullanılıyor.

Hafakanların basmadığı güzel günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

HAYDİ RAST GELE!

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda çok sevdiğim ve üst nesillerin çokça kullandığı bir kelimeye değinmek isterim. Telaffuzda sorun yaşanmayan, ancak yazılış bakımından karıştırılan bir kelime. Rastgele, rast gele!

Öncelikle rast sözcüğüne değinmek istiyorum. Rast sözcüğü Farsça kökenli (rāst) bir kelime. Doğru, düzgün ve tesadüf anlamına geliyor. Aynı zamanda da Klasik Türk müziğinde de bir makam.

Rastgele birleşik olarak yazıldığında gelişigüzel anlamına geliyor. Ancak ayrı olarak ve sonunda ünlem işareti kullanılarak (rast gele!) şeklinde yazıldığında işiniz rast gitsin diyerek kişiye işlerinin iyi, güzel gitmesini diliyoruz.

Dilimizde rast sözcüğüne eklenen bazı birleşik fiiller mevcut. Bunlar; rast gelmek, rast getirmek ve rast gitmek. Her üç fiil de ayrı yazılıyor. Rast gelmek, rastlamak, denk gelmek, tesadüf etmek; rast getirmek, rast gelmesini sağlamak anlamlarında kullanılıyor. Rast gitmek ise, uygun düşmek anlamına geliyor. Konuşurken laf arası işi rast gidiyor diye kullanıyoruz.

Hepinizin işleri rast gele! Sevgi ve sağlıkla kalın.

BOŞ VERMEK ZAHMETLİ İŞ ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, başlığımdan da anlaşılacağı gibi hayatın akışında boş vermek de, boş vermek sözcüğünü yazmak da zahmetli iş 🙂 Ben de “aman canım ne olursa olsun boş ver!” diyemeyenlerdenim. Yazma kısmında zorlanmıyorum da, eylem olarak hayatımda uygulamak anlamında zorlanıyorum 🙂

Boş vermek, TDK Sözlük’e göre argo bir sözcük olarak geçiyor. Sözcük argo olabilir ama pek çoğumuzun günlük hayatımızda da başımıza bir şey geldiğinde ya da bir arkadaşımız, dostumuz bize bir şey anlattığında sıkça kullandığımız bir sözcük. Aldırmamak anlamına geliyor. Boş vermek fiili ayrı yazılıyor.

Aldırmaz, umursamaz kişi anlamına gelen, yani sıfat olan boşvermiş ise bitişik yazılıyor. Boşvermiş olma durumu anlamına gelen ve isim olan boşvermişlik de aynı şekilde  boşvermiş sözcüğü gibi bitişik yazılıyor.

Ancak dikkate alma, üzerinde durma, üzülme, tatlı canını sıkma anlamındaki “boş ver!” ifadesi ayrı yazılıyor ve TDK Sözlük sonuna ünlem de ekleyerek yazıyor.  

Her şeyi çok da ciddiye almamak da gerekir bazen. Biraz da boş verelim mi, ne dersiniz? Sevgi ve sağlıkla kalın.  

PSİKİYATRİ DOĞRU, PEKİ YA PSİKİYATR MI, PSİKİYATRİST Mİ?

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda ruh ve sinir hastalıkları alanında uzmanlık olanlara verilen ve sıkça karıştırılan psikiyatr ve psikiyatrist sözcüklerine değinmek istedim.  

Psikiyatri, Fransızca kökenli (psychiatrie) bir kelime olup, ruh bilimi, ruh ve sinir hastalığını teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı anlamına gelmektedir.

Psiyatr, Fransızca kökenli (psychiatre) bir sözcüktür. Psikiyatriyle uğraşan uzmana verilen isimdir. Fransızca kelime kökenli olan sözcük hem psychiatre (yani psikiyatr) hem de psychiatrist (yani psikiyatrist) olarak Fransızca dilinde kullanılmaktadır. Ancak TDK Sözlük’e psikiyatrist yazarsanız, sizi psikiyatr sözcüğüne bakmanız için yönlendiriyor. Yani sözcüğün doğru kullanımı psikiyatr.

Şimdi biraz alışkanlıklarımızı değiştirip, rutinden çıkma zamanı…Psikiyatr sözcüğüyle de bir adım atmış olalım. Dilimize özendiğimiz günler dileğiyle. Sevgi ve sağlıkla kalın.

TESKERE VE TEZKERE

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yazım ve telaffuzda çokça karıştırılan iki kelimeye değinmek isterim. Bunlar; teskere ve tezkere.

İlk olarak teskere, kelime kökeni (te’skere), Farsça deskere. Sedye ve yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç anlamına geliyor. “S” harfiyle yazılıyor ve okunuyor.

Tezkere sözcüğü ise, Arapça (teẕkire) kökenli bir kelimedir. Askerlik görevinin bittiğini gösteren belge, bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt anlamına gelmektedir. “Z” harfiyle yazılıyor ve okunuyor. Dilimizde tezkere almak, tezkere bırakmak, tezkerecilik olarak da kullanımları mevcut. Aynı zamanda tezkereci sözcüğü de askerlik görevini tamamlamış, terhis olmuş er anlamında kullanılmaktadır.

Günlük konuşma dilinde bu iki sözcükten özellikle tezkere daha çok kullanılıyor. “Z” harfi yerine “s” harfi varmış gibi telaffuz hataları olabiliyor. Yazıldığı gibi telaffuz edilen bir kelime olduğu unutulmamalıdır. Sevgi ve sağlıkla kalın.  

DİREK VE DİREKT

Merhaba değerli arkadaşlarım, diksiyon eğitimlerimde sıkça sorulan kelime sorularından biri olan ve yanlış kullanılan iki kelimeden bahsetmek isterim. Bunlar; direk ve direkt.

Direk sözcüğü hepimizin bildiği gibi, sütun, ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek anlamına geliyor. Ana direk, orta direk, bayrak direği, elektrik direği, çadır direği gibi kullanımlar doğrudur. Yazıldığı gibi okunan, kolay bir kelimedir.

Direkt sözcüğü ise, Fransızca kökenli bir kelime (direct) ve aracısız, doğrudan, doğruca anlamına geliyor. Konuşma dilinde direk olarak, direkten, direk olaraktan gibi yanlış kullanımlara çokça denk geliyorum. Yazıldığı gibi direkt olarak okunuyor. Yani telaffuz ederken sonundaki “t” harfini okuyoruz.

Bir harfin bile yanlış telaffuz edilmesinin söylemek istediğinizi ne kadar değiştirdiğini unutmayın. Sevgi ve sağlıkla kalın.

BRUKOLİ, ISSIRGAN OTU, KARNIBAHAR, MAYDONOZ, PURASA ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda pek çok kişinin yazarken ve telaffuz ederken zorlandığını gözlemlediğim bazı sebze adlarına değinmek istedim. Bunlar; başlıktan da anlaşılacağı gibi brukoli, ıssırgan otu, karnıbahar, maydonoz ve purasa 🙂 Dilerseniz bu sözcüklerin doğru kullanımlarına geçelim.

İlk kelime, İtalyanca kelime kökenli (broccoli), dilimizde brokoli olarak yazılır ve telaffuz edilir. Burukali, burokoli gibi kullanımlar hatalıdır.

Bir başka karıştırılan sözcük ise, yukarıdaki görselde gördüğümüz ısırgan otudur. Isırgan otu, ayrı ve tek “s” harfiyle yazılır.

(Karna’bahar) Rumca ve Farsça bahār kelime kökenli karnabahar sözcüğünün doğrusu, “a” harfiyle yani karnabahardır. Karnıbahar yanlış yazılış ve telaffuzdur.

Bir diğer sıkça karıştırılan sözcük ise, Rumca kökenli maydanoz sebzesidir. Maydonoz, yani “o” harfiyle kullanımı hatalıdır. Doğrusu “a” harfiyle, maydanoz olarak yazılır ve okunur.

Son olarak Rumca kökenli (pıra’sa) sözcüğünün doğru kullanımı, pırasa yani “ı” harfiyledir. Görselde de yazdığı gibi pek çoğumuz pırasa denince açlığımızı unutuyoruz. Ben de ilk olarak pırasayla üniversitede tanıştım. Şimdi çok seviyorum.

Brokoli, ısırgan otu, karnabahar, maydanoz, pırasa hepsi de çok faydalı sebzeler. Hem iyi beslenelim hem de yediklerimizi doğru telaffuz edelim 🙂 Sevgi ve sağlıkla kalın.

PEK ÇOK DİLDE AYNI KULLANILAN SÖZCÜK “MOBBİNG”

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda İngilizce kelime kökeni “mob” sözcüğüne dayanan mobbing kelimesine değinmek istedim.

Mobbing bir diğer adıyla iş yerinde psikolojik şiddet olgusu, İngilizceden dilimize geçen bir kavramdır. İngilizce kökenli bir sözcük olmasına rağmen, TDK Sözlük içerisinde “mobbing” haliyle yer alan bir kelimedir. Sözlükteki tam karşılığı bezdiri anlamına gelmektedir. Bezdiri sözcüğünün tam karşılığı ise, “iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiye hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak tanımlanmıştır (TDK Sözlük). İş yerinde meydana gelen, agresif, saldırgan, etik ve ahlak dışı davranışlardır. Tabii davranışı mobbing olarak tanımlayabilmek için davranışın sıklığı ve süresi önemli olmaktadır. Tek sefere mahsus davranışlar mobbing kapsamına alınmamaktadır. Aynı zamanda yeterli delil toplanabilirse ve durum ispat edilirse hukuki yola da başvurulabiliyor.

Mobbing, 1960’lı yıllardan günümüze gelen, ilk olarak Konrad Lorenz’in bir  grup hayvan üzerinde gözlem yapması ve sürüye yabancı olana uyguladıkları taciz davranışını tanımlama amaçlı ortaya attığı bir kavramdır. Daha sonra ise, iş yerindeki davranış olarak ortaya atan kişi Heinz Leymann olarak karşımıza çıkmaktadır.    

Sözcük, pek çok dilde “mobbing” haliyle kullanılıyor. Hepimizin bildiği gibi, çoğu kelime dillerde farklılaşır. Bu da ilgimi çeken bir nokta oldu. Alfabesi farklı dillerde tabii ki durum değişiyor.

Bir başka İngilizceden dilimize geçen ve TDK Sözlükte yer alan kavram “Mobber”. Mobber sözcüğü bezdirici, yani bezdiren kişiyi ifade etmek için kullanılıyor.

Mobbing’e maruz kalmadığınız, dilimize özen gösterdiğiniz keyifli bir gün dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

MAHİYET VE MAİYET

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yazılış ve telaffuzda tek bir harf olarak farklılaşan ve bambaşka anlama gelen iki sözcükten bahsedeceğim. Bunlar; mahiyet ve maiyet.

Mahiyet, Arapça kökenli (māhiyyet) bir kelimedir. Nitelik, vasıf, asıl, esas, içyüz anlamına gelmektedir. Mahiyet sözcüğü telaffuzda “a” harfi uzatılarak (ma:hiyet) yani iki “a” harfi varmış gibi okunur. Okurken “h” harfini yutmuyoruz, buraya da dikkat çekmek isterim 🙂 Mahiyet sözcüğüne yakın olan bir başka kelime de mahiye. Farsça (māh) ve Arapça (-iyye) sözcüklerinin birleşiminden oluşan ve aylık, aylık olarak anlamına gelen bir kelimedir. Doğru telaffuzu mahiyet sözcüğünde olduğu gibi, (ma:hiye) yani “a” harfi uzatılarak okunmaktadır.

Maiyet sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (maʿiyyet) bir kelime olup, alt kademedeki kişiler anlamına gelmektedir. Telaffuz ederken “a” harfi kısa olarak, uzatılmadan okunur. Dilimizde yüksek makamlı devlet memurunun yanında görev yapan memura da maiyet memuru denilmektedir.

Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız kelimeler değil belki bu kelimeler. Ama yeri geldiğinde doğru kullanabilmek esas olmalıdır. Dile özendiğiniz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

DAHİL VE DÂHİL

Merhaba değerli arkadaşlarım, bu yazımda yazılış bakımından “a” ve “â” harfi olarak farklılaşan ve telaffuzda da farklı şekilde söylenen iki sözcüğe değinmek istiyorum. Bunlar; dahil ve dâhil.

Normal “a” harfiyle yazılan dahil sözcüğü Arapça kökenli (daḫl) bir kelimedir. Bir işe karışma anlamına gelmektedir. Dilimizde “dahli olmak” olarak da kullanımı vardır. “Bu olayda benim dahlim yok” denirken, bu olayda kişinin parmağının olmadığı ve olaya karışmadığı ifade edilmektedir.   

Dâhil sözcüğü de aynı şekilde Arapça kökenli (dāḫil) bir kelime olup; iç, içinde,…ile birlikte anlamına gelmektedir. “Ben dâhil böyle olmasını istedim” derken ya da “KDV dâhil” derken şapkalı “â” harfi ile yazılır ve “â” harfi uzatılarak okunur. Dilimizde “dâhil olmak” ve “dâhil etmek” kullanımları da mevcuttur.

Küçük bir hatırlatma; dilimizde düzeltme işareti (^), bir diğer adıyla şapka işareti kalkmamıştır. Yazarken kullanılmalı ve okurken de uzatarak okunmalıdır. Sağlık ve sevgiyle kalın.