Yolculuğum Başlarken…

Merhaba değerli arkadaşlarım, bilginin paylaştıkça arttığına inananlardanım. Diksiyon, iş yaşamındaki pozitif ve negatif davranışlar, beden dili ve sunum teknikleri üzerine paylaşımlar yapmak üzere yola çıktım. Bu blog yolculuğum umarım sizlere faydalı olur…Sevgi ve sağlıkla kalın.

KEM VE KOM

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kem ve kom sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak kem sözcüğü, Farsça kökenli (kem) bir kelime. Kötü, fena olan (göz, söz vb.), eksik anlamına geliyor. Dilimizde cerre çıkmak kem söz, kalp akçe sahibinindir (kötü söz söyleyenindir), kem göz (baktığı kimseye zarar verdiğine veya nazar değdirdiğine inanılan göz; kötü göz) kullanımları var (TDK Sözlük).

Kom sözcüğü ise ağıl, yayla evi, bir kimseye ait küçük yerleşim yeri anlamına geliyor.

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

CER VE CAR

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen cer ve car sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak cer sözcüğü, Arapça kökenli (cerr) bir kelime. Çekerek, sürükleyerek götürme anlamına geliyor. Dilimizde cerre çıkmak (medreselerde okuyanlar para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağılıp imamlık veya müezzinlik yapmak), cer hocası (köylerde imamlık veya müezzinlik yaptığı için kendisine para ve erzak verilen medrese öğrencisi) kullanımları var.  

Car sözcüğü ise, Tellal ile duyurma, duyuru, tehlike durumu anlamına geliyor. Dilimizde car etmek (nara atmak, haykırmak, duyurmak), carcar (geveze, yaygaracı olan), car car (çok ve yüksek sesle, gürültülü bir biçimde konuşmak) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

KABİL VE KABİR

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kabak ve kaban sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu sözcüklerin tek ortak yanı Arapça kökenli olmaları.

İlk olarak kabil sözcüğü, Arapça kökenli (ḳābil) bir kelime. Olanaklı anlamına geliyor. “A” harfi kalın olarak ve “i” harfi normal olarak okunuyor. Dilimizde kabil değil (olanaksız), gayrikabil (imkansız) kullanımları var.  

Kabir sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ḳabr) bir kelime. Mezar anlamına geliyor. “A” harfi kalın olarak ve “i” harfi normal olarak okunuyor. “A” harfi kalın olarak ve “i” harfi normal olarak okunuyor. Dilimizde kabir azabı (İslam inancına göre öldükten sonra mezarda çekilecek azap), kabir suali (İslam inancına göre öldükten sonra mezarda sorulan soru, uzun ve bıktırıcı soru), Anıtkabir (Atatürk’ün mezarının bulunduğu anıtsal yapı) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

KABAK VE KABAN

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kabak ve kaban sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak kabak sözcüğü, kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli birçok türü olan bir bitki, bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü, ham, tatsız, tüysüz, dazlak olan, dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan, bilgisiz, görgüsüz, kaba olan, kısa boynuzlu hayvan anlamına geliyor. Dilimizde kabak başına patlamak (birçok kimsenin ilgili olduğu bir olaydan, yalnızca bir kimse zarar veya ceza görmek), kabak çıkmak (ham çıkmak), kabak gibi (tüysüz, çıplaki her tarafı açık), kabak çekirdeği (bal ve sakız kabağının tohumu, kabak tohumunun kurutulmasıyla elde edilen kuru yemiş), kabak çiçeği (kabak bitkisinin açık turuncu renkli çiçeği), kabak kafalı (saçları dökülmüş, dazlak, aptal, budala olan), su kabağı (kabakgillerden, alt bölümü şişkin, birçok yerde kurutulup su kabı olarak kullanılan bir tür asma kabağı; kantar kabağı, testi kabağı), yan kabağı (birinin yanından ayrılmayan) gibi kullanımları var.

Kaban sözcüğü ise, Ermenice kökenli bir kelime. Dik yokuş, tepe anlamına geliyor. Aynı zamanda Fransızca kökenli (caban) bir kelime ve çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi anlamı da var.

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

MATRAK VE MATRAH

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen matrak ve matrah sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu sözcüklerin tek ortak yanı Arapça kökenli olmaları.

İlk olarak matrak sözcüğü, Arapça kökenli (miṭrāḳ) bir kelime. Savaşmayı öğretmek için kullanılan, üzerine deri kaplanmış, başı yuvarlakça kalın sopa anlamına geliyor. Eğlenceli, gülünç, hoş anlamı da var. Dilimizde matrağa almak (alaya almak, eğlenmek), matrak geçmek (alay etmek, eğlenmek) kullanımları var.

Matrah sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (maṭraḥ) bir kelime. Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer anlamına geliyor. Dilimizde vergi matrahı (bir vergi döneminde verginin alınacağı meblağ) kullanımı mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

KİBİR VE KİBAR

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kibir ve kibar sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu sözcüklerin tek ortak yanı Arapça kökenli olmaları.

İlk olarak kibir sözcüğü, Arapça kökenli (kibr) bir kelime. Kendini başkalarından üstün tutma, benlik, böbür, gurur, büyüklenme anlamına geliyor. Dilimizde kibrine dokunmak (gururu zedelenmek), kibrine yedirememek (gururuna dokunmak) kullanımları var.

Kibar sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (kibār) bir kelime. Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan kimse; soylu, köklü kimse, aile; büyükler, ulular anlamına geliyor. Dilimizde kibar düşkünü (varlığını, saygınlığını yitirmiş kimse), kibar lokması (gösterişli, görkemli durum veya ortam), kibarzade (soylu bir aileden gelen çocuk), kibarlar alemi (yüksek sosyete), kelamıkibar (özdeyiş), orman kibarı (kaba, görgüsüz, bayağı kimse için alay yollu kullanılan bir söz) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

DÜĞÜM VE DÜĞÜN

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen düğüm ve düğün sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak düğüm sözcüğü, iplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum, anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum, bilgisayar ağındaki tüm birimler tarafından ortak olarak yararlanılan sunucu, bilgisayar, yazıcı, çizici vb. birim anlamına geliyor. Edebi eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru, gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri anlamları da var. Dilimizde düğüm atmak (düğümlemek), düğümü çözmek (anlaşılmaz bir şeyi anlaşılır duruma getirmek), düğüm vurmak (düğümlemek, parasını pintilik ederek saklamak, biriktirmek), balıkçı düğümü (işleme başlangıcında yapılan ve sonra kolayca çözülerek yapılan düğüm şekli) gibi kullanımları var.

Düğün sözcüğü ise, evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence, cemiyet, bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören anlamına geliyor. Dilimizde düğün aşıyla dost ağırlanmaz (ağırlamanın değeri, özel olarak hazırlanmasında, bir fedakarlık yapılmasındadır), düğün bayram etmek (çok sevinmek, neşelenmek), düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü (gösterilen yakınlığın, iltifatın gizli bir nedeni olduğu düşünüldüğünde söylenen bir söz), düğün dernek (evlenme dolayısıyla yapılan kutlama töreni ve eğlence), düğün alayı (düğüne katılanların çalgı eşliğinde hep birlikte yürümesiyle oluşan topluluk), düğün çiçeği (düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi, turnaayağı, sütlüce), düğün pilavı (düğünlerde özel olarak pişirilen pilav), düğün çorbası (et, un, yoğurt katılarak özellikle düğünlerde yapılan ve üzerine kızgın yağ dökülen bir çorba türü) gibi kullanımları mevcut (TDK Sözlük).  

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

LİMON VE LİMAN

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen limon ve liman sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak limon sözcüğü, Farsça kökenli (lįmūn) bir kelime. Turunçgillerden, 3-5 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekli bir ağaç ve bu ağacın sarı renkli, kabuğu kokulu, suyu ekşi meyvesi anlamına geliyor. Dilimizde limon gibi (sarı, çok sarı), limon gibi sıkmak (belli bir kişiyi veya kitleyi neyi varsa alarak zor duruma sokmak), limon sıkmak (konuşmacının konuşmasını bitirmesini beklemeden sözü uygunsuz yerde kesmek), limon asidi (limon tuzu), limon bahçesi (limonluk), limonküfü (yeşile çalan mavi renk), limon otu (kışın yapraklarını döken, salkım çiçekli bir ağaççık), limon sarısı (limon kabuğunun rengi), limon suyu (limondan elde edilen meyve suyu), limon esansı (taze limon kabuğunun sıkılmasıyla elde edilen uçucu yağ) kullanımları mevcut. Aynı zamanda Arapça kökenli (nefīs) bir kelime ve pek hoş, çok güzel anlamı da var. (TDK Sözlük).

Liman sözcüğü ise, Rumca kökenli bir kelime. gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak anlamına geliyor. Dilimizde liman cüzdanı (gemi adamlarının özel kimlik belgesine yerine seferlerde kullandıkları küçük defter), liman reisi (gemilerin limana girip çıkması, yük alıp vermesi işlerine bakan yetkili kimse), sütliman (durgun, sakin olan, gürültüsüz, olaysız), yatak liman (büyük donanmaların barınmasına elverişli liman), havalimanı (Uluslararası veya şehirler arası hava yolu ulaşımı için gerekli teknik ve ticari kuruluşların bütünü, bu altyapının yerleştirilmesini, işletilmesini ve geliştirilmesini sağlayan kuruluş), ticaret limanı (dış ülkelerle alışverişin yapıldığı liman), yat limanı (küçük teknelerin ve yatların barınabilmeleri için özel bir mendirekle çevrilen veya bir liman içinde ayrılan deniz alanı, marina), yükleme limanı (gemilerin yük aldığı liman) kullanımları var.

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

NEFİS VE NEFES

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen nefis ve nefes sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu sözcüklerin tek ortak yanı Arapça kökenli olmaları.

İlk olarak nefis sözcüğü, Arapça kökenli (nefs) bir kelime. Öz varlık, kişilik, insanın yeme içme vb. gereksinimlerinin bütünü anlamına geliyor. Dilimizde nefsi çekmek (canı istemek), nefsine uymak (bedenin isteklerine uymak), nefsine yedirememek (bir şey yapmayı kendisi için ağır, onur kırıcı bulmak), nefsini köreltmek (nefsini yatıştırmak), nefsini yenmek (kendine hoş gelmeyen bir durum veya çok arzuladığı bir şey karşısında kendine hakim olmak, kendini tutmak), nefis izzeti (kişinin öz saygısı, kişiliği, yüceliği, onuru, izzetinefis), nefis muhasebesi (insanın isteklerini, hırslarını ve yaptıklarını gözden geçirmesi, doğru veya yanlışlarını vicdanının süzgecinden geçirip bir değerlendirme yapması), nefis mücadelesi (insanın, kendi nefsinin isteklerini önleme çabası), nefis müdafaası (korunma, kendini, öz benliğini koruma; nefsi müdafaa), kifaınefis (yaşamaya yetecek kadar yeme; çok az şeyle yetinme, eldekini kafi görme) kullanımları mevcut. Aynı zamanda Arapça kökenli (nefīs) bir kelime ve pek hoş, çok güzel anlamı da var. (TDK Sözlük).

Nefes sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (nefes) bir kelime. Soluk; şifa amacıyla hastaya okunan dua; sigara, pipo içilirken içe çekilen duman; canlılık, hayat belirtisi anlamına geliyor. Dilimizde nefes aldırmamak (dinlenmesine fırsat vermemek, aralık vermemek), nefes almamak (havayı ciğerlerine çekmek, soluk almak; dinlenmek; ferahlamak, rahatlamak; mutlu bir biçimde yaşamak), nefes çekmek (sigara veya başka bir şeyin dumanını içine çekmek), nefes tüketmek (uzun uzun ve boş konuşmak), nefes nefese (soluk soluğa), nefesi keskin (nefesi kuvvetli), diyafram nefesi (akciğerlerin havayla doldurulup diyafram kasının haerekete geçirilmesine dayanan soluk alma biçimi), nefesi kuvvetli (okuduğu dualar etkili olan kimse; nefesi keskin) kullanımları var (TDK Sözlük). Aynı zamanda Arapça kökenli (nefes) bir kelime ve Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini anlatan, dergahlarda belli makamlarla okunan milli nazım şekilleri ve hece vezniyle yazılmış şiir anlamı da var.

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

KEBİR VE KABİR

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kebir ve kabir sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu sözcüklerin tek ortak yanı Arapça kökenli olmaları.

İlk olarak kebir sözcüğü, Arapça kökenli (kebīr) bir kelime. Büyük, ulu olan anlamına geliyor. Aynı zamanda yaşça büyük, yaşlı olan anlamı da var. Dilimizde defterikebir (büyük defter), devrikebir (Türk müziğinde bir büyük usul), sefirikebir (büyükelçi) kullanımları mevcut.  

Kabir sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ḳabr) bir kelime. Mezar anlamına geliyor. Dilimizde kabir azabı (İslam inancına göre öldükten sonra mezarda çekilecek azap), kabir suali (İslam inancına göre öldükten sonra mezarda sorulan soru; uzun ve bıktırıcı soru), Anıtkabir (Atatürk’ün mezarının bulunduğu anıtsal yapı) kullanımları var (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.