ARKA FONDA NÜANS FARKI GÖRDÜM. NE OLACAK BU AKIBETİN SONU ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda çokça rastladığım ve aynı anlamda olan kelimelerin bir arada kullanıldığı anlatım bozukluklarından üç tanesine dikkat çekmek istedim. Bunlar; arka fon, nüans farkı ve akıbetin sonu.

Arka Fon

Fransızca kökenli (fond) bir kelime. Kumaşın alt dokusu, yani zemini anlamına geliyor. Fon zaten arkada olduğu için arka plan ya da fon demek daha doğrudur. Aynı anlama gelen iki sözcüğü bir arada kullanmaya gerek yoktur.

Nüans Farkı

Fark sözcüğü de Arapça bir kelime (farḳ) ve ayrım anlamında kullanılıyor.

Nüans yine Fransızca kökenli (nuance) bir kelime. İnce ayrım anlamına geliyor. O halde iki sözcüğün bir arada kullanımı anlatım bozukluğu yaratacaktır.

Akıbetin Sonu

Akıbet, Arapça bir kelime (ʿāḳibet), bir iş ya da durumunun sonunu ifade ederken kullanıyoruz. Akıbet dediğimizde zaten bir şeyin sonunu kastetmiş oluyoruz. Dolayısıyla, işin sonu ya da akıbeti kullanımı doğrudur.

Anlatım bozukluğu olmaksızın konuştuğumuz ve etrafımızda anlatım bozukluğuna şahit olmadığımız günler dileğiyle… Sevgi ve sağlıkla kalın.

ZITTI MI, ZIDDI MI?

Merhaba değerli arkadaşlarım, bu yazımda ek aldığında d harfine dönüşen  zıt sözcüğüne değinmek istiyorum.

Zıt sözcüğü Arapça kelime kökenli (żidd) bir kelime ve hepimizin bildiği gibi karşı, ters anlamına geliyor. Yukarıda yer alan görseldeki gibi birbirine karşıt, zıt anlamlarına gelen ifadeler için kullandığımız bir sözcük. Zıt sözcüğü“ı” harfiyle ek aldığında, “t” ünsüzü “d” ünsüzüne dönüşüyor. Yani doğru yazımı zıddı.

Dilimizde birleşik fiil ve birleşik kelime şeklinde kullanımları da mevcut. Dilerseniz bunlara değinelim.

Zıddına basmak veya zıddına gitmek, birini sinirlendirmek ve sinirini bozmak anlamına geliyor. Zıddı olmak tam tersi olmak, hoşa gitmemek anlamında kullanılıyor.

Zıt gitmek birine karşı sürekli olarak ters davranmak anlamını karşılıyor.

Zıt anlamlı, karşıtı anlamını vurgulamak üzere ifade ediliyor.

Son olarak zıt kutup (kutbu) ise,  farklı durumda ve yapıda olan kişileri anlatmak için kullanılır.

Zıddınıza gidilmediği ve zıt kutuplarda olmadığınız kişilere denk gelmenizi dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

FİİLE “DEĞİLİM” EKLENTİSİYLE DAHA MI ETKİLİ OLUYOR? ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, son dönemde çokça duyduğum ve kulağımı ciddi şekilde tırmalayan fiilin yanına “değilim” eklentili cümle kurulması. Sizleri bilmem ama bu durum beni çok rahatsız ediyor. Dilimiz kullanışlı, kolay ve rahat bir dil iken niçin zorlaştırmaya çabalıyoruz? Konuşurken anlatım bozukluğu yapmak niye? Üstelik olumlu bir şey anlatmak isterken, cümleye olumsuz ifade eklemek neden?

Benim sıkça duyduğum anlatım bozukluğu hataları “görmüyor değilim, bilmiyor değilim, anlamıyor değilim, yapmıyor değilim, duymuyor değilim, gitmiyor değilim”… Örnek verecek olursam, görüyorum demek varken “Olanları görmüyor değilim” diye ifade etmek anlaşılır gibi değil. “Seni anlamıyor değilim” dediğinde kişi karşı tarafı anladığını söylemeye çalışıyor, oysa seni anlıyorum demek çok daha kolay.

Sizlerin de örneklerimden farklı “değilim” eklentisi olan sık sık duyduğunuz konuşmalar varsa web sitemde yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Anlatım bozukluğu olmaksızın konuştuğumuz ve çevremizde “değilim” eklentisi ile konuşanların azaldığı günler görmek dileğiyle… Sevgi ve sağlıkla kalın.

TÜKENDİM Mİ ACABA DİYORSANIZ ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz ayın sonunda çok değerli Murat Erdör ile çağımızın sendromu olan tükenmişlik sendromunu konuştuk.

Her ne kadar millet olarak tükenmişlik sendromuyla Meryem Uzerli ile tanışmış olsak da 🙂  Kavramın geçmişi 1970’li yıllara dayanıyor. Kişilerin kendilerini yorgun, bitkin, çaresiz ve başarısız hissetmesi anlamına geliyor.

Kişilerin gerçekçi olmayan beklentileri ile idealist olma çabaları olarak da tanımlamak mümkündür. Bir başka deyişle, duygusal olarak yorulma ve bıkkınlık  anlamına geliyor. Bu sendromla baş etmek için aslında pek çok yol var. Etkili bireysel baş etme yöntemleri ve sendromla yakından ilişkili olan diğer kavramlara da değindiğimiz keyifli yayının linkini hala izlememiş olanlar için burada paylaşmak isterim.  

İyi seyirler ve tükenmediğiniz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

PSİKANALİZ, PSİKANALİST, PSİKANALİZCİ

Merhaba değerli arkadaşlarım, bu yazımda ruhsal çözümleme anlamına gelen psikanaliz sözcüğünü ele almak istedim.

Psikanaliz, Fransızca kelime kökenli (psychanalyse) bir kelime. Ruh bilimi ve ruhsal çözümleme anlamına geliyor.

Psikanalizci ise, hastalarını psikanalizle tedavi eden hekim, psikanalist, psikanalizle uğraşan kimse anlamına geliyor. Psikanalist, Fransızca kelime kökenli (psychanaliste) bir kelime. TDK Sözlük’e psikanalist yazdığınızda psikanalizci sözcüğü karşımıza çıkıyor. Her iki sözcüğünde dilimizde kullanımı doğru olarak kabul ediliyor.

Ruhsal durumumuzun bozulmadığı güzel günler dilerim 🙂 Sevgi ve sağlıkla kalın.

KİMİNE HAFAKAN BASAR, KİMİNE AFAKAN ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, hayatın yoğun döngüsünde hepimizin zaman zaman sıkıldığı, bunaldığı dönemler oluyor. Bugünkü yazımda çokça yanlış kullanılan hafakan sözcüğüne değinmek istedim.

Arapça kelime kökenli (ḫafaḳān) kelime olan hafakan sözcüğü, sıkıntı, çarpıntı ve afakan anlamına geliyor. TDK Sözlük’e yazdığınızda afakan sözcüğünü de bulabilirsiniz. Kelimenin anlamı olarak hafakan sözcüğü karşımıza çıkıyor. Doğrusu hafakan.

Hafakanlar basmak ise, sıkıntıdan bunalmak anlamına geliyor.

Hafakanlar olarak çoğul eki almış şekilde doğru kullanımı. Bana hafakanlar bastı dediğimizde, çok bunaldığımızı, sıkıldığımızı vurguluyoruz.

Yani hafakan sözcüğü tekil olarak kullanılırken, hafakanlar basmak çoğul eki alarak kullanılıyor.

Hafakanların basmadığı güzel günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

HAYDİ RAST GELE!

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda çok sevdiğim ve üst nesillerin çokça kullandığı bir kelimeye değinmek isterim. Telaffuzda sorun yaşanmayan, ancak yazılış bakımından karıştırılan bir kelime. Rastgele, rast gele!

Öncelikle rast sözcüğüne değinmek istiyorum. Rast sözcüğü Farsça kökenli (rāst) bir kelime. Doğru, düzgün ve tesadüf anlamına geliyor. Aynı zamanda da Klasik Türk müziğinde de bir makam.

Rastgele birleşik olarak yazıldığında gelişigüzel anlamına geliyor. Ancak ayrı olarak ve sonunda ünlem işareti kullanılarak (rast gele!) şeklinde yazıldığında işiniz rast gitsin diyerek kişiye işlerinin iyi, güzel gitmesini diliyoruz.

Dilimizde rast sözcüğüne eklenen bazı birleşik fiiller mevcut. Bunlar; rast gelmek, rast getirmek ve rast gitmek. Her üç fiil de ayrı yazılıyor. Rast gelmek, rastlamak, denk gelmek, tesadüf etmek; rast getirmek, rast gelmesini sağlamak anlamlarında kullanılıyor. Rast gitmek ise, uygun düşmek anlamına geliyor. Konuşurken laf arası işi rast gidiyor diye kullanıyoruz.

Hepinizin işleri rast gele! Sevgi ve sağlıkla kalın.

BOŞ VERMEK ZAHMETLİ İŞ ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, başlığımdan da anlaşılacağı gibi hayatın akışında boş vermek de, boş vermek sözcüğünü yazmak da zahmetli iş 🙂 Ben de “aman canım ne olursa olsun boş ver!” diyemeyenlerdenim. Yazma kısmında zorlanmıyorum da, eylem olarak hayatımda uygulamak anlamında zorlanıyorum 🙂

Boş vermek, TDK Sözlük’e göre argo bir sözcük olarak geçiyor. Sözcük argo olabilir ama pek çoğumuzun günlük hayatımızda da başımıza bir şey geldiğinde ya da bir arkadaşımız, dostumuz bize bir şey anlattığında sıkça kullandığımız bir sözcük. Aldırmamak anlamına geliyor. Boş vermek fiili ayrı yazılıyor.

Aldırmaz, umursamaz kişi anlamına gelen, yani sıfat olan boşvermiş ise bitişik yazılıyor. Boşvermiş olma durumu anlamına gelen ve isim olan boşvermişlik de aynı şekilde  boşvermiş sözcüğü gibi bitişik yazılıyor.

Ancak dikkate alma, üzerinde durma, üzülme, tatlı canını sıkma anlamındaki “boş ver!” ifadesi ayrı yazılıyor ve TDK Sözlük sonuna ünlem de ekleyerek yazıyor.  

Her şeyi çok da ciddiye almamak da gerekir bazen. Biraz da boş verelim mi, ne dersiniz? Sevgi ve sağlıkla kalın.  

PSİKİYATRİ DOĞRU, PEKİ YA PSİKİYATR MI, PSİKİYATRİST Mİ?

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda ruh ve sinir hastalıkları alanında uzmanlık olanlara verilen ve sıkça karıştırılan psikiyatr ve psikiyatrist sözcüklerine değinmek istedim.  

Psikiyatri, Fransızca kökenli (psychiatrie) bir kelime olup, ruh bilimi, ruh ve sinir hastalığını teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı anlamına gelmektedir.

Psiyatr, Fransızca kökenli (psychiatre) bir sözcüktür. Psikiyatriyle uğraşan uzmana verilen isimdir. Fransızca kelime kökenli olan sözcük hem psychiatre (yani psikiyatr) hem de psychiatrist (yani psikiyatrist) olarak Fransızca dilinde kullanılmaktadır. Ancak TDK Sözlük’e psikiyatrist yazarsanız, sizi psikiyatr sözcüğüne bakmanız için yönlendiriyor. Yani sözcüğün doğru kullanımı psikiyatr.

Şimdi biraz alışkanlıklarımızı değiştirip, rutinden çıkma zamanı…Psikiyatr sözcüğüyle de bir adım atmış olalım. Dilimize özendiğimiz günler dileğiyle. Sevgi ve sağlıkla kalın.

TESKERE VE TEZKERE

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yazım ve telaffuzda çokça karıştırılan iki kelimeye değinmek isterim. Bunlar; teskere ve tezkere.

İlk olarak teskere, kelime kökeni (te’skere), Farsça deskere. Sedye ve yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç anlamına geliyor. “S” harfiyle yazılıyor ve okunuyor.

Tezkere sözcüğü ise, Arapça (teẕkire) kökenli bir kelimedir. Askerlik görevinin bittiğini gösteren belge, bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt anlamına gelmektedir. “Z” harfiyle yazılıyor ve okunuyor. Dilimizde tezkere almak, tezkere bırakmak, tezkerecilik olarak da kullanımları mevcut. Aynı zamanda tezkereci sözcüğü de askerlik görevini tamamlamış, terhis olmuş er anlamında kullanılmaktadır.

Günlük konuşma dilinde bu iki sözcükten özellikle tezkere daha çok kullanılıyor. “Z” harfi yerine “s” harfi varmış gibi telaffuz hataları olabiliyor. Yazıldığı gibi telaffuz edilen bir kelime olduğu unutulmamalıdır. Sevgi ve sağlıkla kalın.