SOBA VE SODA

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen soba ve soda sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak soba sözcüğü, Macarca kökenli (szoba) bir kelime. İçinde kömür, odun veya gaz yakılan veya elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı anlamına geliyor. Dilimizde elektrik soba (elektrik enerjisi ile çalışan, ısıtma amacıyla kullanılan bir tür soba; elektrik sobası), ayakkabı sobası (ayağı sıcak tutmak için taban ölçüsünde kesilerek ayakkabı içine konulan keçe), kömür sobası (sadece kömür yakılmasına elverişli bir soba türü), odun sobası (sadece odun yakılmasına elverişli bir soba türü) gibi kullanımları var.

Soda sözcüğü ise, İtalyanca kökenli (soda) bir kelime. Suya karbondioksit ve bikarbonat eklenerek elde edilen, sindirimi kolaylaştırmak için kullanılan içecek, çamaşır sodası anlamına geliyor. Dilimizde çamaşır sodası (beyaz çamaşırları ağartmak için kullanılan sodyum karbonat; soda), maden sodası (maden suyunun içine sıkıştırılmış gaz doldurulduktan sonra elde edilen şişe suyu) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

SAİR VE ŞAİR

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen sair ve şair sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Arapça kökenli olması.

İlk olarak sair sözcüğü, Arapça kökenli (sāʾir) bir kelime. Başka, öteki, diğer anlamına geliyor.

Şair sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (şāʿir) bir kelime. Şiir söyleyen veya yazan kimse; ozan, hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu kimse anlamına geliyor. Dilimizde halk şairi (halk ozanı), saz şairi (halk ozanı) kullanımları var (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

OBA VE ODA

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen oba ve oda sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak oba sözcüğü, göçebelerin konak yeri, bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile, genellikle bölmeli göçebe çadırı, altı veya sekiz kişiden oluşan en küçük izci birliği, çuldan yapılan çadır anlamına geliyor. Dilimizde obabaşı (obanın başı olan kimse) kullanımı var.

Oda sözcüğü ise, evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmi birlik, yeniçeri kışlası, köy odası, daire anlamına geliyor. Dilimizde odabaşı (hanlarda çalışan uşakların başı, yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay, padişahın en yakın adamlarından olup huzura giren, giyinip soyunmasına yardım eden, emir ve fermanlarını bildiren, işler hakkında gereken hususları padişaha sunan Enderun ağası), art oda (gözün iris tabakası ile merceği arasındaki boşluk), oturma odası (ev halkının oturması için ayrılmış oda), çalışma odası (konutlarda çalışmak için özel olarak ayrılmış ve döşenmiş oda), etüt odası (okullarda etüt için ayrılmış bölüm), köy odası (köylülerin çeşitli toplantılar yaptıkları veya konukların köyde kalması için hazırladıkları yer) gibi kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

TELEF VE TELİF

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen telef ve telif sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Arapça kökenli olması.

İlk olarak telef sözcüğü, Arapça kökenli (telef) bir kelime. Hayvanı yok etme, öldürme, boş yere harcama, yıpratma anlamına geliyor.  Dilimizde telef etmek (hayvanı öldürmek, mahvetmek, yok etmek), telef olmak (hayvan, ölmek, mahvolmak) kullanımları var (TDK Sözlük).

Telif sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (teʾlīf) bir kelime. Uzlaştırma, kitap yazma, telif hakkı, yazarın kendisinin kaleme aldığı anlamına geliyor. Dilimizde telif etmek (uzlaştırmak, kitap yazmak), telif hakkı (bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi; telif, yazar hakkı, röyalti) kullanımları mevcut.

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

STREÇ VE STRES

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen streç ve stres sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de İngilizce kökenli olması.

İlk olarak streç sözcüğü, İngilizce kökenli (strech) bir kelime. Esnek, çeşitli maddelerin havayla etkileşimini ortadan kaldırmak amacıyla sarıldığı şeffaf paketleme malzemesi anlamına geliyor.  

Stres sözcüğü ise, yine İngilizce kökenli (stress) bir kelime. Ruhsal gerilim anlamına geliyor. Dilimizde stres atmak (bir etkinlikte bulunarak gerginlikten, sıkıntıdan kurtulmak), strese girmek (gerilmek, sıkıntıya girmek), strese sokmak (gerilime, sıkıntıya sokmak), egzersiz stres testi (kalp damar hastalıklarını araştırmada kullanılan testlerden biri) kullanımları var (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.