BRUKOLİ, ISSIRGAN OTU, KARNIBAHAR, MAYDONOZ, PURASA ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda pek çok kişinin yazarken ve telaffuz ederken zorlandığını gözlemlediğim bazı sebze adlarına değinmek istedim. Bunlar; başlıktan da anlaşılacağı gibi brukoli, ıssırgan otu, karnıbahar, maydonoz ve purasa 🙂 Dilerseniz bu sözcüklerin doğru kullanımlarına geçelim.

İlk kelime, İtalyanca kelime kökenli (broccoli), dilimizde brokoli olarak yazılır ve telaffuz edilir. Burukali, burokoli gibi kullanımlar hatalıdır.

Bir başka karıştırılan sözcük ise, yukarıdaki görselde gördüğümüz ısırgan otudur. Isırgan otu, ayrı ve tek “s” harfiyle yazılır.

(Karna’bahar) Rumca ve Farsça bahār kelime kökenli karnabahar sözcüğünün doğrusu, “a” harfiyle yani karnabahardır. Karnıbahar yanlış yazılış ve telaffuzdur.

Bir diğer sıkça karıştırılan sözcük ise, Rumca kökenli maydanoz sebzesidir. Maydonoz, yani “o” harfiyle kullanımı hatalıdır. Doğrusu “a” harfiyle, maydanoz olarak yazılır ve okunur.

Son olarak Rumca kökenli (pıra’sa) sözcüğünün doğru kullanımı, pırasa yani “ı” harfiyledir. Görselde de yazdığı gibi pek çoğumuz pırasa denince açlığımızı unutuyoruz. Ben de ilk olarak pırasayla üniversitede tanıştım. Şimdi çok seviyorum.

Brokoli, ısırgan otu, karnabahar, maydanoz, pırasa hepsi de çok faydalı sebzeler. Hem iyi beslenelim hem de yediklerimizi doğru telaffuz edelim 🙂 Sevgi ve sağlıkla kalın.

PEK ÇOK DİLDE AYNI KULLANILAN SÖZCÜK “MOBBİNG”

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda İngilizce kelime kökeni “mob” sözcüğüne dayanan mobbing kelimesine değinmek istedim.

Mobbing bir diğer adıyla iş yerinde psikolojik şiddet olgusu, İngilizceden dilimize geçen bir kavramdır. İngilizce kökenli bir sözcük olmasına rağmen, TDK Sözlük içerisinde “mobbing” haliyle yer alan bir kelimedir. Sözlükteki tam karşılığı bezdiri anlamına gelmektedir. Bezdiri sözcüğünün tam karşılığı ise, “iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiye hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak tanımlanmıştır (TDK Sözlük). İş yerinde meydana gelen, agresif, saldırgan, etik ve ahlak dışı davranışlardır. Tabii davranışı mobbing olarak tanımlayabilmek için davranışın sıklığı ve süresi önemli olmaktadır. Tek sefere mahsus davranışlar mobbing kapsamına alınmamaktadır. Aynı zamanda yeterli delil toplanabilirse ve durum ispat edilirse hukuki yola da başvurulabiliyor.

Mobbing, 1960’lı yıllardan günümüze gelen, ilk olarak Konrad Lorenz’in bir  grup hayvan üzerinde gözlem yapması ve sürüye yabancı olana uyguladıkları taciz davranışını tanımlama amaçlı ortaya attığı bir kavramdır. Daha sonra ise, iş yerindeki davranış olarak ortaya atan kişi Heinz Leymann olarak karşımıza çıkmaktadır.    

Sözcük, pek çok dilde “mobbing” haliyle kullanılıyor. Hepimizin bildiği gibi, çoğu kelime dillerde farklılaşır. Bu da ilgimi çeken bir nokta oldu. Alfabesi farklı dillerde tabii ki durum değişiyor.

Bir başka İngilizceden dilimize geçen ve TDK Sözlükte yer alan kavram “Mobber”. Mobber sözcüğü bezdirici, yani bezdiren kişiyi ifade etmek için kullanılıyor.

Mobbing’e maruz kalmadığınız, dilimize özen gösterdiğiniz keyifli bir gün dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

MAHİYET VE MAİYET

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yazılış ve telaffuzda tek bir harf olarak farklılaşan ve bambaşka anlama gelen iki sözcükten bahsedeceğim. Bunlar; mahiyet ve maiyet.

Mahiyet, Arapça kökenli (māhiyyet) bir kelimedir. Nitelik, vasıf, asıl, esas, içyüz anlamına gelmektedir. Mahiyet sözcüğü telaffuzda “a” harfi uzatılarak (ma:hiyet) yani iki “a” harfi varmış gibi okunur. Okurken “h” harfini yutmuyoruz, buraya da dikkat çekmek isterim 🙂 Mahiyet sözcüğüne yakın olan bir başka kelime de mahiye. Farsça (māh) ve Arapça (-iyye) sözcüklerinin birleşiminden oluşan ve aylık, aylık olarak anlamına gelen bir kelimedir. Doğru telaffuzu mahiyet sözcüğünde olduğu gibi, (ma:hiye) yani “a” harfi uzatılarak okunmaktadır.

Maiyet sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (maʿiyyet) bir kelime olup, alt kademedeki kişiler anlamına gelmektedir. Telaffuz ederken “a” harfi kısa olarak, uzatılmadan okunur. Dilimizde yüksek makamlı devlet memurunun yanında görev yapan memura da maiyet memuru denilmektedir.

Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız kelimeler değil belki bu kelimeler. Ama yeri geldiğinde doğru kullanabilmek esas olmalıdır. Dile özendiğiniz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

DAHİL VE DÂHİL

Merhaba değerli arkadaşlarım, bu yazımda yazılış bakımından “a” ve “â” harfi olarak farklılaşan ve telaffuzda da farklı şekilde söylenen iki sözcüğe değinmek istiyorum. Bunlar; dahil ve dâhil.

Normal “a” harfiyle yazılan dahil sözcüğü Arapça kökenli (daḫl) bir kelimedir. Bir işe karışma anlamına gelmektedir. Dilimizde “dahli olmak” olarak da kullanımı vardır. “Bu olayda benim dahlim yok” denirken, bu olayda kişinin parmağının olmadığı ve olaya karışmadığı ifade edilmektedir.   

Dâhil sözcüğü de aynı şekilde Arapça kökenli (dāḫil) bir kelime olup; iç, içinde,…ile birlikte anlamına gelmektedir. “Ben dâhil böyle olmasını istedim” derken ya da “KDV dâhil” derken şapkalı “â” harfi ile yazılır ve “â” harfi uzatılarak okunur. Dilimizde “dâhil olmak” ve “dâhil etmek” kullanımları da mevcuttur.

Küçük bir hatırlatma; dilimizde düzeltme işareti (^), bir diğer adıyla şapka işareti kalkmamıştır. Yazarken kullanılmalı ve okurken de uzatarak okunmalıdır. Sağlık ve sevgiyle kalın.

MAHSUR VE MAHZUR

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yazılış olarak tek bir harf fark eden ve telaffuzda çokça karıştırılan iki sözcüğe değinmek istiyorum. Bunlar; mahsur ve mahzur.

Mahsur sözcüğü Arapça kökenli (maḥṣūr) bir kelimedir. Kuşatılmış, sarılmış, etrafı çevrilmiş anlamına gelmektedir. “S” harfiyle yazılır ve yazıldığı gibi telaffuz edilir. Dilimizde bir yerde etrafı çevrili şekilde olarak kaldığımızı belirtmek için mahsur kalmak fiilini kullanıyoruz.

Mahzur sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (maḥẕūr) bir kelime olup, sakınca ve engel anlamına gelmektedir. “Z” harfiyle yazılır ve yazıldığı şekilde telaffuz edilir. Benim için sorun yok anlamında kullanmak için benim için bir mahzuru yok deriz. Mahzur görmek fiilini ise, sakıncalı bulmak anlamında kullanıyoruz. Bunun yanı sıra, mahzurlu ve mahzursuz sözcüklerini de TDK Sözlük kabul etmektedir. Mahzurlu sakıncalı anlamına gelmekte iken, mahzursuz sözcüğü sakıncası olmayan anlamında kullanılmaktadır.

Dilimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirdiğimiz günler dilerim. Sağlık ve sevgiyle kalın. 

TABİ VE TABİİ

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yazılış ve okunuşlarda çokça karıştırılan ve yine tek harf ile farklılaşan tabi ve tabii sözcüklerinden bahsedeceğim.

Tabi sözcüğü Arapça kökenli (tābiʿ) bir sözcük olup, ta:bi yani taabi, sanki arada iki “a” harfi varmış gibi uzatılarak okunuyor. İlk anlamı hepimizin bildiği gibi,  bağımlı anlamına geliyor. Sözcüğün aynı zamanda basıcı, yayımcı anlamı da bulunmakta. Tabii sözcüğü ise yine Arapça kökenli (ṭabīʿī) bir sözcük olup, “a” harfi kısa okunuyor. Sözcük iki “i” harfiyle yazıldığı gibi “i” harfi uzatılarak telaffuz ediliyor. Doğada bulunan, olağan, alışılmış, doğal anlamına gelmektedir.  

Özetle, “Ona tabiyim” dediğimizde, “a” harfi uzatılırken, “Su tabii bir ihtiyaç” dediğimizde ise, sondaki iki “i” harfini uzatarak okuyoruz.

Tabi ve tabii sözcüklerine değinmişken, tabii ki sözünden de bahsetmek isterim. Onaylama anlamında kullandığımız tabii ki sözcüğü, iki “i” harfi ile yazılıyor ve yine sondaki “i” harfi uzatılarak okunuyor. Sonundaki –ki eki de ayrı yazılıyor.  

Evlerimizde kaldığımız ve evlerimizde çalıştığımız bu dönemde de, dilimize karşı  sorumluluğumuzu unutmayalım. Sevgiyle kalın.

NAİF VE NAHİF

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda telaffuzda çokça karıştırılan iki kelimeye değinmek istiyorum. Bunlar; “naif ve nahif”. Telaffuzda naif sözcüğü sanki h harfi varmış gibi yanlış çıkabiliyor bazen. Ancak naif olarak yazıldığı gibi okunur. “H” harfiyle telaffuz edilen nahif sözcüğünün ise bambaşka bir anlamı var.

Hepimizin bildiği gibi naif sözcüğü saf, deneyimsiz, temiz kişi anlamına geliyor. Örneğin, saf ve temiz birinden bahsederken“Çok naif biridir” deriz. Naif sözcüğü Fransızca kökenli (naïf) bir kelime. Aynı zamanda sözcük acemice yapılan ve doğal plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı anlamına da geliyor.

Nahif sözcüğü ise Arapça kökenli (naḥīf) bir kelime ve ince, duygulu, hassas, zayıf, çelimsiz anlamına geliyor. Örneğin, “Ne kadar nahif parmakları var” dediğimizde ince, narin olduğunu vurguluyoruz.

Dilimizde nahif olma durumunu belirtmek için, “-lik” yapım ekinin eklendiği yani

nahiflik sözcüğü de doğru bir kullanımdır. Ancak naif sözcüğünde böyle bir kullanım bulunmamaktadır. Yani dilimizde naiflik diye bir sözcük yer almamaktadır.

Tek bir harfin araya eklenmesiyle, anlamın ne kadar değiştiğini gördük bu yazıda. Evlerimizde olduğumuz bugünlerde de dilimize gerekli özeni  göstermeyi ihmal etmemek dileğiyle…Sağlık ve sevgiyle kalın.

REFERANS VE REVERANS

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yine yazılış ve okunuş olarak tek harfi değişen, ancak bambaşka anlama gelen referans ve reverans sözcüklerine değinmek istiyorum.

Referans sözcüğü Fransızca kökenli (reference) bir kelime olup, tavsiye mektubu, tavsiye ve kaynak anlamına gelmektedir. Reverans sözcüğü ise, yine Fransızca kökenli (reverence) bir kelime. Selam veya teşekkür etme amaçlı, eğilerek ve dizler kırılarak yapılan harekete deniyor.  

Ülke ve dünya olarak zor günlerden geçtiğimiz bugünlerde en önemli şeyin sağlık olduğunu her gün bir kez daha anlıyoruz. Sağlık ve sevgiyle kalmanız dileğiyle…

TAKTİR VE TAKDİR

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yazılış ve söylenişte tek harf fark eden, ancak bambaşka anlama gelen iki sözcükten bahsetmek istiyorum; takdir ve taktir.

Öncelikle hepimizin günlük hayatımızda daha çok kullandığımız sözcük olan takdirden başlayalım. Takdir sözcüğü, Arapça kökenli (taḳdīr) bir kelimedir. Hepimizin de bildiği gibi beğenme, değer verme, takdirname anlamına geliyor. Taktir sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (taḳṭīr) bir kelime olup, damıtma anlamına gelmektedir.

Taktir demek yerine çoğu zaman damıtma sözcüğünü kullanıyoruz zaten bunda sorun yok. Ancak takdir sözcüğünü telaffuz ederken taktir gibi yani “t” harfiymiş gibi anlaşılabiliyor bazen. Sözcüğü “d” harfiyle yazıldığı gibi telaffuz etmeliyiz. Yani “Seni takdir ediyorum” dediğimizde, kişiyi beğendiğimizi, övdüğümüzü söylüyoruz. “D” harfiyle telaffuz etmeliyiz. Aksi takdirde, “t” harfiyle yazar ve telaffuz edersek damıtma anlamına gelir.

Evde kaldığımız dönemde de dilimize gereken özeni gösterelim 🙂 Sağlık ve sevgiyle kalın.

EVDEN ÇALIŞANLARA ÖNERİLERİM

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünlerde evden çalışırken nasıl verimli olabiliriz üzerine pek çok yazı görüyorum. Eminim sizler de okumuşsunuzdur. Uzun uzadıya yazmayacağım. Ancak uzun süre önce evden çalışmaya geçmiş biri olarak, naçizane evde çalışmak üzerine kendimden birkaç öneri yazmak isterim. Öncelikle mutlaka evde bir çalışma yeriniz olsun. Çalışma masası, bilgisayar masası her neyse mutlaka rahat çalışabilmek için özel bir yer şart. Kendi adıma bu şekilde daha kolay odaklanabiliyorum. Size kendinizi daha iyi hissettirecek ve çalışma isteğinizi arttıracaksa pijama yerine, işe gittiğiniz kıyafetleri de tercih edebilirsiniz. Müzik…Çalışırken sizler de benim gibi müzik dinleyenlerdenseniz, pek çok Youtube Jazz kanalı var. Working jazz, relaxing jazz, coffee jazz vb. Böylelikle, hem konsantrasyonunuz artar hem de çalışırken keyifli müzikler dinlemiş olursunuz. Temiz hava almak çok önemli. İster balkon, ister açık hava yürüyüşü hangisi size iyi gelecekse, mutlaka gün içerisinde temiz hava alın. Yapılacaklar listesini söylemiyorum, eminim acil ve önemli işleri ayırt edip listeliyorsunuzdur 🙂 Sonuncusu ve bence en kritik ve zor olanı, bilgisayar başı yemek yemeyin malum kilo geliyorum demez 🙂 Yemeklerinizi çalışmaya ara verdiğinizde yemenizi öneririm.

Bunlar benim evde çalışırken kolay odaklanmamı sağlayan etmenler. Umarım sizlere de faydası olur. Sağlık ve sevgiyle kalın.