HOME OFİS YA DA HOME OFFİCE DEĞİLİM, EVDEN ÇALIŞIYORUM

Merhaba değerli arkadaşlarım, dünyayı etkileyen malum ve üzücü virus gündeminden dolayı, bugünlerde hemen hemen hepimiz evden çalışıyoruz. Evet evden çalışmak. Home ofis yapmak, home ofise geçmek değil! Home diye bir sözcük dilimizde bulunmamaktadır. Dilimizde ne de güzel “ev” sözcüğümüz var daha kısa ve öz 🙂  Dikkat ediyorum pek çok firma evden çalışıyoruz olarak yazıyor afişlerinde, ilanlarında, bu farkındalığı görünce de mutlu oluyorum. Dünya bu haldeyken kelime düzeltmek nereden aklına geldi diye düşünebilirsiniz. Sonuçta hayat devam ediyor, dilimizi doğru şekilde konuşmak ve yazmak da dilimize karşı sorumluluğumuz. Daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi hem yerken, hem de konuşurken organik olalım 🙂

Bugünlerde evde sıkılıyorum, farklı neler yapabilirim diyenlere de güzel bir arşiv önermek isterim.

https://kpy.bilgi.edu.tr/tr/haber/tum-dijital-platformlar/1252

Bugünler geçecek inşallah, atlatacağız hep birlikte. Öncelikle başta ailemdekiler olmak üzere, tüm sağlık çalışanlarının ve sonrasında hepimizin Allah yardımcısı olsun. Evlerimizde güvende kalalım, zorunlu olmadıkça lütfen dışarı çıkmayalım! Sağlık ve sevgiyle kalın.

UKDE VE UHDE

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda yazılış ve telaffuzda sıkça karıştırılan iki kelimeden bahsetmek istiyorum. Bu kelimeler; uhde ve ukde. İki sözcük bambaşka anlamlara geliyor. Ancak bazen söylenmek istenen yanlış yazım ve telaffuzdan dolayı değişebiliyor.

Ukde sözcüğü, Arapça kökenli (ʿuḳde), içe dert olan bir şey anlamına gelen bir sözcüktür. Uhde sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ʿuhde) bir kelimedir. Yapmakla yükümlü olunan iş, görev ve sorumluluklar anlamına gelmektedir. İçimize dert olan pek çok şeyi ifade ederken bu iki sözcüğün yanlış kullanımıyla çokça karşılaşıyoruz. Yani içimde kaldı anlamında kullanacaksak, ukde (k harfiyle) doğru kullanımdır. Görev, sorumluluk anlamındaki uhde (h harfiyle) sözcüğü içinizde kalamaz. Buradan da aklımızda kalabilir 🙂

Dilimize gerekli özeni gösterdiğimiz, verimli bir hafta dilerim. Sevgiyle kalın. 

DAHİ VE DÂHİ

Merhaba değerli arkadaşlarım, dahi ve dâhi sözcükleri özellikle telaffuzda sıkça karıştırılan sözcükler arasında…Peki ne zaman “a” harfini kısa olarak veya uzatarak söylüyoruz?

Da, de bağlacı ve bile anlamında kullanılmak istenildiği zaman, dahi sözcüğü kısa olarak telaffuz edilir. Örneğin, “Ben dahi eğitimlere halen katılırım” dediğimizde, ben de anlamında kullanılıyor. Yine başka bir örnek, “Ben dahi bunu böyle düşünememiştim” dediğimizde ise ben bile anlamına geliyor. Yani hem “-de, -da” bağlacı hem de bile anlamına gelen dahi kelimesi kısa olarak, tek “a” varmış gibi okunur. Ancak, üstün zekâlı ve deha olan kimse anlamına gelen ve Arapça kökenli bir kelime olan dāhī sözcüğü ise, dilimizde dâhi olarak yazılır ve sanki iki “a” varmış gibi uzatılarak okunur (daahi şeklinde). “Ne kadar dâhi bir çocuk” dediğimizde ise ne kadar üstün zekalı ve deha bir çocuk olduğu anlaşılır. “A” harfi uzatılarak okunur. 

Telaffuz ederken “a” harfinin kısa ve uzun okunması yanlış telaffuz edildiğinde bambaşka bir anlama geliyor. Bir harfin yanlış telaffuz edilmesinin kelimenin anlamını ne kadar çok değiştirdiğini unutmayalım. Dilimize özendiğimiz, verimli bir hafta olması dileğiyle…Sevgiyle kalın.

MÜTEVAZİ Mİ, MÜTEVAZI MI?

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugünkü yazımda kulağımı tırmalayan ve sıkça rastladığım hatalı bir yazım ve telaffuza değinmek istedim. Mütevazı kelimesi Arapça kökenli (mutevāżi) bir kelimedir. Alçak gönüllü, gösterişsiz anlamına gelmektedir.  Mütevazi kelimesi ise, Arapça kökenli (mutevāzī), birbirine paralel olan, paralel anlamına gelen bir sözcüktür. Ne kadar mütevazi bir insan dediğinizde, yani “i” harfiyle telaffuz ettiğinizde kelime bambaşka bir anlama geliyor. Yine dönüp dolaşıp bir harfin bile yanlış kullanımının anlam olarak ne çok şey fark ettiğini görüyoruz.

Sözcüğü telaffuz ederken “ı” harfiyle kullanmaya dikkat edelim. Doğrusu mütevazı. Dile özenmenin ve kendi dilini doğru konuşmanın ne kadar önemli olduğunu lütfen unutmayalım. Sevgiyle kalın.

YAZDIĞIMIZ GİBİ OKUDUĞUMUZ KELİMELERDEN BİRKAÇI

Merhaba değerli arkadaşlarım, daha önceki yazılarımda Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olmadığına, konuşurken ve yazarken bir harf hatasının bile dilin kullanımında özensizlik anlamına geleceğine değinmiştim. Bu haftaki yazımda da konuşurken aradaki harfleri yutularak yanlış kullanılan, aklıma gelen birkaç kelimeden bahsetmek istedim.  

Antrenman sözcüğü Fransızca entraïnement kelimesinden dilimize geçen bir kelime olup, antrenman şeklinde telaffuz edilir. Antreman diye “n” harfi yutularak söylemek hatalıdır.

İnisiyatif sözcüğü yine Fransızca kökenli bir kelime olup (initiative) yazıldığı gibi, “i” harfi yutulmadan, yani inisiyatif şeklinde telaffuz edilir.

Bir başka aradaki i harfi yutularak telaffuz edilen ve yine Fransızca kökenli olan kelime (original) ise orijinal. Orjinal şeklinde sıkça aradaki “i” harfinin yutulduğuna denk geliyorum. Orijinal şeklinde yazılarak okunmaktadır.

Son olarak, yine çokça telaffuzda aradaki harfi yutulan ve üstelik hemen hemen her gün günlük yaşantımızda iletişim kurarken kullandığımız bir kelimeye değinmek istiyorum. Günlük hayatımızda sık sık kullandığımız kelime ne olabilir ki? deyişinizi duyar gibiyim. Tabii ki bu kelime, merhaba. Merhaba sözcüğü Arapça kökenli bir kelime (merḥabā) olup, “h” harfi yutulmadan merhaba şeklinde okunuyor. Sık sık kullandığımız bir kelime olduğunu düşünecek olursak, ilk önce bu kelimenin telaffuzunu düzeltmekle işe başlayabiliriz 🙂

Herkese verimli ve keyifli bir hafta dilerim. Sevgiyle kalın.

SIKÇA KARIŞTIRILAN ÜLKE VE ŞEHİR İSİMLERİ

Merhaba değerli arkadaşlarım öncelikle hepinizin yeni yılını kutlarım. Sağlık ve keyifli bir yıl dilerim.

Bu yazımda sıkça karıştırılan ülke ve şehir isimlerine değinmek istedim. Bunlardan biri Azerbaycan. Azerbeycan gibi yanlış yazım ve telaffuzlar olabiliyor. Doğru yazılış ve okunuşu Azerbaycan, a ile olmalıdır.

İran ve Irak da sıklıkla telaffuzu karıştırılan ülke isimleri arasında yer alıyor. İran, sanki iki i harfi varmış gibi uzatılarak okunmalıdır. Irak ise, kısa olarak telaffuz edilmelidir. Iırak gibi sanki birden fazla ı harfi varmış gibi telaffuzlar hatalıdır.

Venezuela ülkesi de telaffuzda Venezüella gibi sanki ü ve iki l harfi varmış gibi karıştırılabiliyor bazen. Doğrusu tek u ve tek l ile.

Bir başka telaffuzda karıştırılan ülkelerden biri Yeni Zelanda. Bu ülke ismi de sanki iki l harfi varmış gibi yanlış telaffuz ediliyor. Doğrusu tek l ile yazılması ve okunmasıdır.

Ve son olarak, en çok karıştırılan ülke isimlerinden sonra ülkemizin doğusunda bulunan Hakkâri şehrine değinmek isterim. İlk a harfi kalın, ikinci a harfi ise ince olarak okunur.

En çok karıştırılan ülke ve şehir isimlerini sizlerle paylaşayım istedim. Türkçemizi doğru telaffuz ettiğimiz günler görmek dileğiyle…Sevgiyle kalın.  

KONUŞURKEN DOĞRU NEFES NASIL OLMALIDIR?

Merhaba değerli arkadaşlarım, bugüne kadar doğru nefes alıyor muyuz acaba diye hiç düşündük mü? Kaliteli nefes alıyor muyum diye hiç sorguladık mı? “Yaşıyoruz ya işte yeter, demek ki doğru nefes alıyoruz” demeyin sakın 🙂

Diyafram göğüs ve karın boşluğunu birbirinden ayıran ince ve geniş bir kas. Konuşma yaparken ve günlük hayatımızda diyafram nefesini alışkanlık haline getirirsek hem konuşmalarımız daha rahat geçecek hem de daha kaliteli nefes aldığımızı hissedeceğiz. Aslında doğuştan diyafram nefesi alacak şekilde doğuyoruz. Hiç ağlamaktan yorulan ya da sesi kısılan bir bebek gördünüz mü? Göremezsiniz. Hepimizin sesini bastıracak güçtedir o ağlamalar 🙂 Fakat ne yazık ki hayatımızın ilerleyen dönemlerinde nefes alış biçimimiz akciğer solunumu ile sınırlı kalıyor. Yetişkinler olarak genellikle sadece uykuda diyaframımızı kullanıyoruz. Tabii aktif olarak diyafram nefesi kullananlar haricinde. Bu arada yeri gelmişken diyafram nefesini konuşurken, kedi ve köpek solumalarının da diyafram sayesinde olduğuna değinmiş olayım. 

Son olarak bir sandalyeye dik olarak oturun ve omuzlarınızı kıpırdatmadan diyaframdan nefes almaya başlayın. Başınızın altına yastık alıp sırt üstü yatarak da çalışma yapabilirsiniz. Tabii ki burundan nefes alıp, ağızdan nefes vermemiz gerekli. İnanın alışkanlık haline getirdiğinizde aradaki farkı göreceksiniz. Hatta yaşam kalitenizin de yükseldiğini hissedeceksiniz. Keyifli ve verimli bir hafta dilerim. Sevgiyle kalın.    

TEEENCEREE, PEEEENCEREE…KİM BU TEENCEREEYİ PEENCERENİN ÖNÜNE KOYDU? ☺

Merhaba değerli arkadaşlarım, yazımın başlığından da anlaşılacağı gibi, e harfinin açık olarak yanlış kullanımından bahsedeceğim. Peki dilimizi kullanırken tek bir “e” harfi mi kullanıyoruz?

Tabii ki HAYIR. Her ne kadar alfabemizde yazarken tek e harfi kullansak da, konuşma dilinde aslında iki farklı e harfi kullanıyoruz. Bunlar; açık ve kapalı e harfi.

Açık e harfinde dil ileri doğru yükselir. Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Eş, sen, sene gibi.

Kapalı e harfinde ise dudak kenarları kulaklara doğru biraz yaklaşıp çeneler hafifçe sıkılır. Tencere, pencere, benzin, genç gibi.

Dildeki yanlış kullanım, dile karşı özensizlik, ağız ve diş yapısı, bölgesel farklılıklar vb. gibi pek çok faktörden kaynaklanabilmektedir. E harfini açıktan alıyorum bir türlü düzeltemiyorum diyen arkadaşlarım bol bol temiz bir kalemi dişleri arasına alıp, özellikle e harfi ile ilgili tekerleme okuyun. Reçete bol bol okumak. Bir de sanki e harfinin yanında i harfi varmış gibi düşünüp okursanız, yavaş yavaş kapalı e harfi çıkmaya başlar. Teeeencere yerine te(i)ncere ya da peeencere yerine pe(i)ncere şeklinde telaffuz etmek gibi. Önemli olan nasıl düzeltiriz çabalamak. Sevgiyle kalın.

BİYO-OTO SARMALI

Merhaba değerli arkadaşlarım, geçen hafta bir harfin bile ne kadar önemli olduğundan bahsetmiştik. Bu hafta da konuşma dilinde sıklıkla karıştırılan bazı kelimelere değinmek istedim.

Özellikle konuşma dilinde çokça karıştırılan biyografi sözcüğü, kişinin öz geçmişinin başkası tarafından anlatılması iken; otobiyografi ise kişinin öz yaşamının kendisi tarafından anlatılmasıdır. Biyografi (biographie) ve otobiyografi (otobiographie) her ikisi de dilimize Fransızcadan geçen sözcüklerdir. Yeri gelmişken biyograf sözcüğü de Fransızca (biographe) kökenli bir kelime olup, hayat hikayesi yazan kişi anlamında kullanılıyor.

Biyopsi, Fransızcadan (biopsie) dilimize geçen bir kelime. Mikroskopta yapısını incelemek amacıyla canlıdan bir doku parçası alma anlamına geliyor. Otopsi ise, yine Fransızcadan (otopsie) dilimize gelen bir sözcük ve ölüm sebebini belirlemek amacıyla bir cesedi inceleme iş, ölü açımı anlamına geliyor.  

Bir diğer karıştırılan iki sözcük ise, portre ve otoportre sözcükleri…Portre Fransızcadan (portrait) dilimize gelen bir kelime ve bir kimsenin yağlı boya, sulu boya, kara kalem vb. bir yolla yapılmış resmi anlamına geliyor. Otoportre Fransızca (autoportrait) kökenli bir kelime. Kişinin kendisinin yaptığı portresi olarak kullanılıyor. 

Günlük hayatımızda konuşurken dile gerekli özeni gösterdiğimiz bir hafta olması dileğiyle…Sevgiyle kalın.

AMAN CANIM BİR HARFTEN NE OLUR Kİ?

Merhaba değerli arkadaşlarım, bir harf eksik bir harf fazla yazdığımızda ya da kelimeyi yazarken yanlış bir harfin araya girmesiyle anlam bütünlüğü tamamen değişiyor. Bu haftaki yazımda sık sık karıştırılan ve birbirinin yerine kullanılan kelimeleri sizlerle paylaşmak istedim.

Öncelikle konuşma dilinde birbirinin yerine yanlış kullanılan iki kelimeden bahsetmek istiyorum. Apandis: Kör bağırsağın ince bir parmak gibi olan son bölümüdür. Apandisit ise dilimize Fransızcadan geçen (appendicite) bir kelime olup, apandisin iltihaplanması anlamına gelmektedir.

Yorgun, argın anlamına gelen bitkin kelimesinin yazı ve konuşma dilinde sıklıkla bitgin şeklinde yanlış kullanıldığına denk geliyorum. Gücü tükenmiş, yorgun, argın olduğumuzu belirtmek istiyorsak bitkin “k” ile doğru kullanımı. Bitgin sözcüğü ise, son, uç, yeni dikilmiş bitkinin tutmuş hali anlamına gelmektedir.

Cübbe ya da cüppe sözcüklerini de aynıymış gibi kullananlara rastlıyorum. Arada fark var mı diye hiç düşündük mü? Cübbe, hukukçuların, üniversitedeki öğretim üyelerinin mezuniyet töreninde öğrencilerin elbise üzerine giydikleri uzun, geniş, düğmesiz giysi yerine kullanılırken, cüppe ise kadınların sokak arasında giydikleri eteklik olarak kullanılmaktadır. Yazımı yazarken cüppe sözcüğünün artık TDK sözlükte yer almadığını fark ettim. Bilginize.

Bir diğer konuşma ve yazı dilinde yapılan harf hatası olan sözcük çiğ ve çiy. Çiğ, pişmemiş veya az pişmiş anlamına geliyor. Çiy ise gece serinliğinde yerde oluşan küçük su damlalarıdır. Çığ diye yanlış kullanımlar olabiliyor bazen. Çığ sözcüğünün anlamı ise, dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesidir. Bu üç ayrı kelime de bir harfin yanlış kullanımında anlamın ne kadar değiştiğini bize gösteriyor.

Bir harften ne olur demeyin, söylemek istediğiniz bambaşka anlamlara gelebilir. Sevgiyle kalın.