HASIR VE HASAR

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen hasır ve hasar sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Arapça kökenli olması.

İlk olarak hasır sözcüğü, Arapça kökenli (ḥaṣīr) bir kelime. Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü, tamamı veya bir bölümü böyle bir örgüden yapılan anlamına geliyor. Dilimizde hasır altı (“bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek” anlamındaki hasır altı etmek deyiminde geçen bir söz), hasır çelik (inşaatlarda düz yüzeylere atılacak betonun içine konulan, hasır biçiminde örülmüş malzeme; hasır demir), hasır demir (hasır çelik), hasır otu (hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz; su kamışı, kofa, kiliz, kova) kullanımları var.

Hasar sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ḫasār) bir kelime. Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar anlamına geliyor. Dilimizde hasar almak (hasara uğramak), hasara uğramak (zarar görmek, harap olmak, yıkılmak) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir