HAYAL VE HAYAT

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen hayal ve hayat sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Arapça kökenli olması.

İlk olarak hayal sözcüğü, Arapça kökenli (ḫayāl) bir kelime. Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey; imge, hülya, belli belirsiz görülen şey, görüntü, imge, aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun anlamına geliyor. Dilimizde hayale dalmak (dış dünyadan uzaklaşarak gerçekleşmesi istenilen şeyleri veya hatıraları düşünmek), hayale kapılmak (hayallerin etkisi altında kalmak), hayal etmek (bir şeyi zihinde tasarlayıp canlandırmak, hayallemek), hayalinden geçirmek (olmasını istemek, düşünmek), hayal dünyası (bir kimsenin hayal gücünün meydana getirdiği şeylerle dolu olan ve gerçeğin dışında kalan iç dünyası), ham hayal (gerçekleşmeyecek düşünece veya ümit), sukutuhayal (hayal kırıklığı) gibi kullanımları var.

Hayat sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ḥayāt) bir kelime. Canlı, sağ olma durumu, yaşam, yaşantı, toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi, geçim şartlarının bütünü, canlılığı gösteren hareket, kaynaşma, yazgı, yaşamayı sağlayan şartların bütünü, bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikayesi anlamına geliyor. Yine Arapça kökenli (ḥā´iṭ) bir kelime. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa, avlu anlamları da var. Dilimizde hayata atılmak (geçim sağlamak üzere çalışmaya başlamak), hayata bağlanmak (yaşamayı sevdirmek), hayatı kaymak (başına telafisi mümkün olmayan kötü işler gelmek, mahvolmak), hayatını yaşamak (her türlü baskıdan uzak, dilediğince, gönlünce yaşamak), hayatağacı (soyağacı, beyinciğin kesitinde dıştaki boz madde bölümüne yayılarak dallanma gösteren ak maddenin oluşturduğu ağaç biçimi, binaların dış cephelerine işlenen ve uzun ömürlü olması dileğini simgeleyen özel ağaç motifi), iş hayatı (belli bir iş veya mesleği yürüten kimselerin uğraşmakta oldukları alan, bir kimsenin mesleğine ait işler üzerinde çalışmakla geçirdiği zaman), hayat okulu (yaşanılan çevre ve zamanda karşılaşılan olayların tümü) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

YABAN VE YABANİ

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen yaban ve yabani sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak yaban sözcüğü, Farsça kökenli (yābān) bir kelime. İnsan yaşamayan ıssız yer, vahşi olan, evcil olmayan canlı, kendi kendine yetişen bitki, aile ocağından uzak olan yer, ıssız, yerli halktan olmayan kimse anlamına geliyor. Dilimizde yabana atmak (önem vermemek, önemsiz görmek), yabana gitmek (tanınmayan, bilinmeyen biriyle, bir yabancıyla evlendirilmek, bulunduğu yerden başka bir yere yaşamak için gitmek, boşa gitmek, boşa harcanmak), yabana söylemek (saçma sözler söylemek, boşa konuşmak), yaban eriği (çakal eriği), yaban keteni (su keteni), yaban gülü (gülgillerden, çiçekleri soluk pembe, beyaz, yemişi parlak kırmızı renkte bir bitki; yabani gül), yaban mersini (fundagillerden, çiçekleri beyaz veya pembe, yaprakları taneli bir bitki; keçi yemişi, çobanüzümü), yaban nanesi (yabani bir tür nane) gibi kullanımları var.

Yabani sözcüğü ise, doğada yaşayan, evcil olmayan hayvan, doğada kendiliğinden yetişen bitki, tor, görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat kimse anlamına geliyor. Dilimizde yabani gül (yaban gülü), yabani marul (sarı çiçekli, beyaz sütlü, iki yıllık otsu bir bitki), gulyabani (karanlık ve ıssız yerlerde, insanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet) gibi kullanımları var (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

ROKA VE ROTA

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen roka ve rota sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak roka sözcüğü, Rumca kökenli bir kelime. Turpgillerden, yaprakları salata gibi yenen, 20-40 santimetre yüksekliğinde, sebze olarak bahçelerde yetiştirilen, kokulu, bir iki yıllık bir bitki anlamına geliyor.

Rota sözcüğü ise, İtalyanca kökenli (rotta) bir kelime. Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol, görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol anlamına geliyor. Dilimizde rota çizmek (izleyeceği yolu belirlemek), rota değiştirmek (gidilen yolu değiştirmek, tutumunu değiştirmek, izlediği yoldan ayrılmak), rota kırmak (rota çizgisinden ayrılmak) kullanımları var (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

TEPSİ VE TEPKİ

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen tepsi ve tepki sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak tepsi sözcüğü, fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap, içinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap, bu kap biçiminde olan, bir kabın alabileceği miktarda olan anlamına geliyor. Dilimizde tepsi mantısı (ağzı açık olarak yapılmış içi kıymalı mantıların tepsiye dizilerek fırınlandıktan sonra üzerine salçalı su dökülmesiyle yapılan mantı), kahve tepsisi (üstünde genellikle iki kahve fincanı taşımaya yarayan, dikdörtgen biçimli, düz, küçük tepsi) kullanımları var.

Tepki sözcüğü ise, bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki; reaksiyon, herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış, karşılık verme anlamına geliyor. Dilimizde tepki çekmek (olumsuz, sert bir eleştiriyle karşı karşıya kalmak), tepki koymak (bir düşünce veya harekete karşı çıkmak), tepki vermek (herhangi bir etkiye karşı söz veya davranışla karşılık vermek) gibi kullanımları mevcut (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.