YABAN VE YABANİ

Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen yaban ve yabani sözcüklerine değinmek istiyorum.

İlk olarak yaban sözcüğü, Farsça kökenli (yābān) bir kelime. İnsan yaşamayan ıssız yer, vahşi olan, evcil olmayan canlı, kendi kendine yetişen bitki, aile ocağından uzak olan yer, ıssız, yerli halktan olmayan kimse anlamına geliyor. Dilimizde yabana atmak (önem vermemek, önemsiz görmek), yabana gitmek (tanınmayan, bilinmeyen biriyle, bir yabancıyla evlendirilmek, bulunduğu yerden başka bir yere yaşamak için gitmek, boşa gitmek, boşa harcanmak), yabana söylemek (saçma sözler söylemek, boşa konuşmak), yaban eriği (çakal eriği), yaban keteni (su keteni), yaban gülü (gülgillerden, çiçekleri soluk pembe, beyaz, yemişi parlak kırmızı renkte bir bitki; yabani gül), yaban mersini (fundagillerden, çiçekleri beyaz veya pembe, yaprakları taneli bir bitki; keçi yemişi, çobanüzümü), yaban nanesi (yabani bir tür nane) gibi kullanımları var.

Yabani sözcüğü ise, doğada yaşayan, evcil olmayan hayvan, doğada kendiliğinden yetişen bitki, tor, görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat kimse anlamına geliyor. Dilimizde yabani gül (yaban gülü), yabani marul (sarı çiçekli, beyaz sütlü, iki yıllık otsu bir bitki), gulyabani (karanlık ve ıssız yerlerde, insanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet) gibi kullanımları var (TDK Sözlük).

Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir